Pazar günü kızımla birlikte çay içmeye
gittik. Kahveydi orası,
Orada çay içilirdi.
Dama oynanırdı.
İnsanlar kahveye çay içmeye, sohbet etmeye giderlerdi, haberleşme yeriydi.
Önce çay içelim dedik.
Kış olduğu için kapalı alanda
Pencere kenarına oturduk
Oradan ovaya doğru bakarken ve
Çaylarımızı yudumlarken çayın,
Çaydan fazla bir şey olduğunu
Anladık.
Belen kahvesi konum itibariyle
Çok güzel bir yere kurulmuş.
Köyün en güzel yerinde, dağa ve
Ovaya bakan yamaca kurulmuş.
Acıkmıştık. Saatler 5’i gösteriyordu.
Çayın yanında,
otlu-peynirli
bir gözleme yedik.
Kasetten eski türküler çalıyordu.
Kulağımız türkülerdeydi
Gözümüz ovaya doğru bakıyordu
Ormancı türküsünü dinlerken
İnsan derin düşüncelere dalıyor
O yılların imecesini düşünüyor.
Türküler derindir. Yaşanmışlıklar
Vardır içinde. Eğrisiyle doğrusuyla.
Eski şarkılar, türküler, eski filmler
Derindir. İçerideki soba da derinlik veriyor.
70-80 li yılların filmlerini izleyin
Aile kavramı vardır çoğunda
O filmleri izlerken bayanlar yanlarında
Mendille giderlerdi. Film bitince aklınız filmde kalırdı.
Belen kahvesinde şöyle bir düşündüm de
Kendi çayımızı içiyoruz
Kendi gözlememizi yiyoruz
Kendi şarkılarımızı
Kendi öz yaşanmış türkümüzü
Dinliyoruz. Bize güzel hava ve tabiat ana eşlik ediyor.
Burada havanın güzel olmasında yükseklikle birlikte yan tarafındaki dağın yamacında bulunan insana en çok oksijen veren çam ağaçları ile insanın yukarıdan aşağıya doğru baktığında ağaç ve otlarla bezenmiş yemyeşil ovada kaybolmuş gibi görünen evlerin mükemmel bütünleşmesi var. Çamların, ağaçların arasında kaybolan, bir iki katlı evlerin manzarayı bütünleyici, tamamlayıcı görünümü var. Tarih şunu göstermiştir; içinden yol geçen köyler canlanmış, içinde eser olan yerleşim yerleri kaybolmaya direnilebileceğini göstermiştir. Belen kahvesinde malzemenin doğallığı, dışarıdaki manzara, içerideki atmosfer çok sıradan görünümüne rağmen birbiriyle uyumlu, ortadaki soba ziyaretçileri saatlerce soba başında oturtabiliyor, insanı o yıllara döndürüyor. Bir sanat işçiliği ile manzaraya ve malzemeye dokunmuş bir sanat var. Oradaki taşın, ağaç malzemenin ova manzarasıyla uyumunu görüyoruz. Yapı inşa edilme yöntemini ve malzemesini dışavuruyor. İçerdeki soba insana derinlik, penceredeki camlar bakınca insana canlılık veriyor. İnsan adeta cam pencereyi değil doğayı çerçeveleyen cam pencereleri görüyor. Oradan doğanın kokusunu duyumsuyor.
Kahvenin bahçesinde
Yarı açık mekanda
Oturma yerleri, bankları
Karşılıklı konuşmayı,
Sıcaklığı teşvik ediyor.
Günümüze çok güzel uyarlanmış.
Oradan doğanın kokusunu duyumsamak var.
Oradan yeşil ovaya bakmak var.
Taş evlerin sokakla, yolla bütünleştiği
kör cepheleri var.
Bir türkü, bir türküden fazladır
Belen kahvesine
Yıllardır defalarca
Gitmiş olsam da
Her gidişimden sonra
Keyif alırım. Ruhsal terapi, ilaç gibi geldi bana.
Restore eden ve yaşatanlara teşekkürler.






















