Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Sakin KOŞAR

Sakin KOŞAR

Mail: sakin@demecgazetesi,com

Emekli Bir “ÖKÜZ”den Nağmeler !?

Necati Cumalı’nın “Keşanlı Ali Destanı”ndan sonra, Edirne’nin Keşan İlçesi bir destana daha imza attı… Keşan Milli Eğitim Müdürlüğü, Mevlâna İdris adlı ‘çokbilmiş’ bir yazarın yazdığı; “Öğretmen Öküz”, “Öğrenci Eşek”, “Doktor Tilki” ve “Trafik Polisi Kurbağa” adlı çocuk kitaplarını okullarda öğrencilere sattırmış… Şu günlerde öğrenci velileri ve Eğitim-İş Sendikası yöneticileri feryat-figan ediyorlar…
 “Öğretmen Öküz” haa !? Sağolsun bu arkadaşlar, 27 yıllık öğretmenlik meslek hayatım ve de 20 yıllık emekli öğretmenlik hayatımdan sonra, benim de aslında bir “ÖKÜZ”, daha doğrusu bir “Emekli Öküz” olduğumu cümle âleme duyurmuşlar ya, helâl olsun böyle eğitimcilere!.. 64 yaşımda, ne mene bir mal olduğumun farkına vardım sayelerinde…
Valla Eşek dedikleri öğrenciler, Tilkidedikleri doktorlar ve Kurbağadedikleri trafik polisi arkadaşlar bu işe ne derler bilemem ama; ben biraz düşündüm de, bana “Öküz” demeleri hiç de boşuna değil!..  Neden? E canım, ekonomi uzmanlarının açlık sınırını “1.470 TL” olarak hesapladıkları bu devirde, ben yükseköğrenim emeklisi dallama ayda “1.300 TL” emekli maaşı alıyor ve hiçbir şey de yapamıyorsam, bana ve benim gibilere ‘Öküz’ denmez de, ya nedir dostlar!?
  Kitaplarda diğer meslek için neler yazmışlar bilemiyorum da, “Öğretmen Öküz” kitabı şöyle başlıyormuş: “…Sürekli saman yiyen bir öküz varmış. Bir gün öküz durup dururken, öğretmen olmaya karar vermiş…” diyerek devam ediyormuş…
Gerçekte kendi ismi mi, yoksa birçokları gibi ‘takma isimle’ mi bu kitapları yazdı bu çokbilmiş yazar bozuntusu bilmiyorum ama; o Keşan Milli Eğitim Müdürü ve Yardımcıları, bu adamın kendilerini de birer “Öküz” gibi gördüğünü hiç düşünemediler mi ? Bu ‘badem bıyıklı’ yeni tür yöneticiler, bu kadar mı eğitimden, bilgiden, görgüden ve pedagoji eğitiminden noksanlar acaba?
Biliyor musunuz; Osmanlı döneminde de biz öğretmenler böyle muamele ve hakaretlere çok maruz kalmıştık… Özellikle “İlk Mektep (Sübyan Mektepleri) Muallimleri” hep hor görülürdü… Mahkemelerde (Kadılar) bunların şahitliğine bile itibar etmezlerdi… Neden? Yaygın bir inanış vardı; “Bu muallimler çocuklarla uğraşa uğraşa, kendileri de çocuklaşmışlar, dünya görüşleri küçülmüştür; o halde şahitlikleri de reddedile…” denilirdi…
Ne zaman ki çağdaş Türkiye Cumhuriyeti kuruldu, ne zaman ki “Köy Enstitüleri”nin adam gibi çocukları ve halkı eğittikleri görüldü; büyük Atamız hemen; “Muallimler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır!” dedi… Dedi de, O’nun erken ölümü, bugünkü geri kafalıların azmasına sebep oldu!.. Bu olağanüstü başarıları, ne yazık ki, o güzel okulların 1954’te bu yüzden kapanmasına da sebep olmuştu
Sakin KOŞAR…
    
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar