Yatağan Maden-İş’te şube başkanlığı ve Genel Merkez yöneticiliği yapan Sayın Murat Bekem’in sosyal medyadaki paylaşımını görünce, aklıma Yatağan Termik Santralının özelleşmesi ve bonus olarak verilen kömür ocakları, kömür arama ve işletme ruhsatlarının verildiği günler geldi.
Maden-İş ve termik santralı işçilerinin destansı direnişi ve eylemleri. Direniş çadırı ve meydanda söylenen sözler. İşçi kardeşlerimin yediği cop ve biber gazlarını unutmamız mümkün mü? Ben o dönemde CHP il başkanı idim. Direniş çadırına getirdiğim siyasi veya ülke çapında özelleştirme karşıtı kişileri, eylem yapan kardeşlerim için ülkemin dört bir yanından gelen destekçiler. Konu hep aynı idi. Özelleştirme sonrası çalışan işçilerin hakları, Yatağan halkı ve santralın çevresine vereceği zararlar. Söylenen ve anlatılan işçilerin hak ihlali ve Yatağan’a verilen zararlar tek tek hayata geçti mi?
O günlerin en önemli konusu, çalışan işçilerin kazandığı hakların tek tek elden gideceği, İkinci sorun ise taşeronlaşma idi. Bu hususları, çalışan işçi kardeşlerim yaşıyor.
Diğer sorun ise, santralin ve kömür ocaklarının çevreye vereceği zararlar idi. Özelleştirme öncesi santralin işletmeciliğini alan kişi ve kurumların, zarara uğrayanlarla karşı kaşıya kalmamaları için yasal bir düzenleme yapılmıştı. İşletmelerin çevreye vereceği zarar için bir süre konmuştu. Hatırlanacağı üzere santralin filtreler özelleştirme esnasında tam kapasite ile çalışmıyordu. Kısa deyimle santrali işletmeye başlayan kişi ve kurumların karşılaşacağı zararlardan yasal bir ayrıcalıkla belirli bir yıl sorumlu değildi.
Gün geldi ülkemizde özelleştirme sonrası hava arıtmaları kısmen veya hiç çalışmayan santralların belirli bir süre kapatılması gündeme gelmişti. Parlamentoda tartışmalar sonrası yine yasal bir güvence ile süre uzatılmıştı. Parlamentodaki o tartışma esnasında Muğla milletvekillerimizin toplantıya katılıp, katılmadıkları ile söz alıp almadıkları epeyce tartışılmıştı. Hatırlayalım ne oylamada ne de tartışmalarda bizi temsil eden vekillerimizin yer almadığı ve neden yer almadıkları basında yer almıştı.
Gelelim bu günlere; direniş çadırındaki işçi temsilcilerin söylediklerini fazlası ile yaşıyor muyuz? Bana göre çok çok daha fazlasını yaşıyoruz. Santral bacalarından çıkan gazların sebep olduğu zararları yasadaki süre nedeniyle sineye çekiyoruz. Santrali işletenlere sağlanan yasal halkadan dolayı kimi kime şikayet edelim. Kömür temini için çalışmalar ise cılız bir sesle dillendiriliyor. Oysa Yatağanımız için en büyük tehlike ise bu çalışmalar. Önceki yazılarımda tehlikeyi kısmen anlatmağa çalıştım. Destek aldım, tenkit edildim. Ben Yatağan Ovası altındaki kömür aramalarına ait bildiklerimi yılmadan usanmadan yazmağa, anlatmağa çalışacağım.
Halkımız arasındaki dedikodu hat safhada. Yok santral içine galeri açılmış, yok ovaya doğru galeri çalışması başlamış. Doğru bildirim ya yetkiler tarafından ya da sayın vekillerimizin girişim neticesinde halkın bilgilendirilmesi sonunda olacaktır. Her ne kadar bu işin siyaseti olmaz dense de bu iş tamamen siyasidir. Dün santralin işletilmesi için özel yasa çıkaranların doğru bilgi vermeleri ne kadar doğru olur.
Bu gün ise özelleştirme döneminde bıkmadan usanmadan, çalışan işçilerin, Yatağan halkı ve çevresine vereceği zararları anlatan yetkiliye sesleniyorum. O günlerde anlattıkların bu gün çok daha fazlası yaşanmağa başladı. O günlerde anlattığın ve yaşanacak zararlar hakkında şu an bulunduğun mevkii den ilçemiz, ilimiz ve ülkem halkına sesini yükselterek anlatır isen, halkımız seni bugüne kadar geldiğin mevkiiler den daha fazlasına getirir.
Sözü size bırakıyorum sevgili yetkili ve bizi temsil edenler.






















