Soluklanamadım hayata,
Daha 15 yaşım
Ürkek kalbim, sus!
Öğretilen kalem tutmak değil,
Kılıf uydurmak tutsaklığa.
İki duvar arası kadar yok
Vicdanın boğuk sesi.
Tutsaklık ruhuma değil işleyen,
Bedenim kukla insafsızlıklara...
Yakama yapışan pençeler,
Daha 20 yaşım
Kapan gözlerim, görme!
Adımlarım hep bir geri,
Önüme çıkan duvarda
Yakalandım bir gece.
Hesapsızca gözlendim, görülmeden
Hangi zihniyet ki bunu yapan
Görmüyor insanlık,
Karanlıkmış mezarlık anladım...
Yuva olur mu çatısız?
Daha 30 yaşım
Sömürülen yaşam hevesim,
Kaçmalıyım, zincirleri unut!
Bir nimet var; masum çocuğum
Kabul görülmedik hayata.
Yuva mı bu çatı yok
Bir gün kurşun düşer üzerimize.
Zincirlerden kurtulamadık
Ölüm oldu bize bahşedilen,
Kurtuluşumuz bu muydu?
Duydunuz mu?
Dört duvar arası sessizliğin çığlığını,
Bedenimin incelen sesini.
Peki gördünüz mü?
Kalbimin morluklarını,
Ve gözlerimdeki son karanlığı.
Hangi sokaktan geçtim yabancı?
Kaç yuva var çatısız?
Çantam nerede benim?
Buldunuz mu beni?
Giz bu ürkek
İnsanlığın zihniyetindeki karanlık
Gözlerimle gördüm son gece...
Kaç yaşındayım, bilmiyorum.
Soğuğu işliyor musalla taşının,
Gözümün son damlası da akıyor işte.
Bana yakışan beyaz
O karanlığın kefeniymiş meğer.
Söylesem de duymazsınız beni
Giz ya bu,
Vicdanın olmadığı yerde
Göz görse ne fayda!
Kalbimin son çığlığı,
Kaç tane ben varsa
Aydınlığa ersin zihniyetler.
Bir can verdim
Bin nefes aldım ölümle,
Tutulmasın artık bu giz,
Kadındır insanlığın solu
Ve asla yitirmeyin onu.
Kadın toplumun temelidir. Yaşam hiç sayılamaz. Bugün hiçbir cinsiyet ayrımı gözetmeksizin yaşananlar, bir çıkmaz sokakta bulabilir sizi. Yazılanlar, her gün gazetelerin sayfalarında ve sosyal medyada gördükleriniz kadar görülmeyenler var. Köreltilen hayatlara köreltmeyin düşüncelerinizi ve aydınlansın zihniyetler...
" Farkına varmazsan, görülmezsin. "






















