Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Hamdi TOPÇUOĞLU

Hamdi TOPÇUOĞLU

Mail: egerem@yahoo.com

HERMİYAS’IN SULARI

Bir ala bulut peydahlanıyor Pedasa’nın karayelinden. Mandalya körfezini arşınlayıp Ilbıra dağlarınıgümüşlü yağmurla teyelliyor. Sesinde deniz tadı.
Kanatları kerkenez. Gagası çulluk. Islık çalıyor karatavuklarla. Adalar bana yasak. Kalbim, martı işgalinde.
Zamandan zamana geçerken ben, ak köpüklü dalgalar,  ulağı bu coğrafyanın. Kadim yelkenlilerde onun tuzu. Dünya alem biliyor bizi de biz bilmiyoruz: “Ecce Homo”
“Merbaba!” diyor bir zeytin çocuk: Perçemi ter. Soruları notalara serpiştirilmiş.
“Sen lir mi çalardın o zamanlar?”
Bargilya’dan Miletos’a giderken İasos’a uğramıştık ya.  Baktık, Agora tıklım tıklım. Dokundun,  tellerine sazının. Ben bir buluta ağdım;  kumrular dem tuttu, balıklarla birlikte.
“Yoksa piyano muydu o? Hani bizi ağlardaki balıkların acısıyla yakan ve ıslak mendil arasında anaların bin yıllardır dinmeyen gözyaşlarını aratan.”
Anımsa o gün de parmakların yıldızlara dokunuyordu böyle.
O gün de dinlemişti seni Hermiyas.
Sadece o sağır adam dinlermiş gibi yapmıştı o gün; en önde, baş köşede.
Çanlar çalmış, balık pazarı kurulmuştu.
Utanmıştı pazar, onsuz kurulduğundan. Pürtelaş, pürtelaş, pür…
Bugün de pazar gezerler. İşleri güçleri pa(ra)zlamak.
Haydi dokun tuşlarına sen sazının. Al getir beni geçmişten.
Maharet, sağıra ezgi, köre ışık, dilsize söz olabilmek.
***
“Günaydın” diyor sakız ağacı. 
“Kuzucuğum, ciğerparem, uyan!” diyor anası.
Üstünden yel esmiş, altından sel geçmiştir bütün gece.
Yırtık pabuç, eprimiş giysi.
Tam da bizim çadır gibiyim diyor çocuk. Yazları bulut arıyoruz, kışları güneş.
***
İlbıra eteklerinde oğlak türküleri.
Çın çın çıngırak. Tan tan kabecik. 
Kayadan kayaya sekiyor, tos vuruyor, keçiyolunda yürüyor; sen tize çıktığında en yüksek dalları yakalıyorlar.
Bemol, diyez, bemol, diyez… be ez (i) dim ol
Çocuk mahzun, çocuk arıyor çocuk.
Silah sesleri geliyor terk edilmiş şehirlerden.
Yunusları yok o çocukların, denizlere kaçırıp, denizlerde saklayacak
“Aşık- ı sadık (Türk) menem, Mecnun’un ancak adı var”
***
İasos’ta mıydı sizin eviniz?
Su kıstağın arkasında mı otururdunuz?
Güllük, gül dağlarının kızı, dalyanların yavuklusudur.
Hermiyas, Yunusla dost olduğunda, dört mevsim ılgın kokardı dilimiz bilir misiniz?
Akbabalar dolaşıyor, koylarda…
Yeşil ve mavinin arasında kireç çukuruna düşmüş kibrit kutuları.
Bir adam uzun, uzun masallar anlatıyor.
Masal anaları çoktan unutmuş Hermiyasların yasını.
Ah Aşkıdil Hanım, hadi kalk artık. Anlaşıldı biz sensizliğe dayanamayacağız.
Az önce yengeçleri gördüm, ıstakozlar, karavidaları… göçedurmuşlar.
Gürültüden ve sinekten uyunmuyor artık buralarda, diyorlar.
***
Oğlak ve balık; çocuk ve çalgıcı
Ve babalar da ana rolündeydi o gece...
***
Ortaçağ bahçelerinde gezerken, Kuzey ülkelerinin birinde, rehber kız, beni “Yunus Balığıyla Hermiyas” yontusuna götürdü.
Daha anlatmaya başlamadan balıkla çocuğun dostluğunu;
“Bizim uygarlığımızın temelinde bu doğa insan buluşması vardır “ dedi.
“Dur, hele!”  dedim. “Hermiyas benim. Bu yunus, benim sularımda yüzer.”
Şaşkınlıkla bakıp yüzüme:
“Söylemedin ki şimdiye dek.” dedi.
Haklıydı…
Ben hep başkası olmaya çalışmaktan, hiç kendim olmamıştım ki.
***
Tarih: 31 Temmuz 2014
Gece yarısı eve döndüm. İyi ki bu dünyaya Fazıl Say gelmiş, dedim.   
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar