Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Sakin KOŞAR

Sakin KOŞAR

Mail: sakin@demecgazetesi,com

Hicivli Deyişler, Fıkralar…

 Uzun zamandır ülkenin hal ve gidişi yüzünden neşeyi, gülmeyi, güldürmeyi unuttuk, herhalde bunun farkındasınızdır? Bendeniz de farkındayım ve Genel Seçimler yaklaştıkça, eski güzel günlere dönmeye karar verdim… İşte fıkralar, işte siyasî hicivler, işte gülmece söylemleri…
--Muhalefet milletvekillerinden biri kürsüye çıkar, iktidar partisi ve yöneticilerine demediğini bırakmaz, hakarete varan sözlerle suçlarmış… Bir gün Meclis Başkanı, bu Vekilin iktidar partisine gireceği duyumunu alır, hemen Başbakan’ı arar: “Sayın Başbakan, falanca muhalif Vekil partinize girecekmiş, bu doğru mu?” diye sorar. Başbakan da bu söylentiyi doğrulayınca; “Aman beyefendi, adam partinize ve zat-ı âlinize demediğini bırakmadı, bu nasıl olur?” deyince, Başbakan; “Bir köpek karşıda durup da bize havlayacağına, bizim yanımızda dursun, karşıya havlasın efendim, bu daha iyi değil mi?” der…
Özgür bir memleketteyiz tabii de; eski DP’li Süleyman Soylu, eski SP’li Numan Kurtulmuş ve eski CHP’li Savcı Sayan, iktidar partisi için neler demişlerdi, şimdi neredeler efendim?
--Üç genç kız, tenha göl kıyısında arabadan inip, elbiselerini tamamen çıkararak göle yüzmeye koştular. Tam suya girecekleri sırada, çalılar arkasından burma bıyıklı bir bekçi yollarını kesti… Neye uğradıklarını bilemeyen kızlar, elleriyle edep yerlerini elleriyle kapatmaya çalışırken, bekçi aşağıdan yukarı süzerek bağırdı: “Burada yüzmek yasaktır kızlar!..” Kızlardan biri; Madem bunu biz soyunmadan önce niye söylemediniz!?” diye çıkışınca, pis pis sırıtan bekçi şöyle dedi; “Burada soyunmak yasak değil ki; suya girip de yüzmek yasak, he he heee…”
--Bergama Mezarlığı’nda yatan Mehmet Hindi Kadıoğlu (1867-1951)’nun mezar taşında, babası için kendi elleriyle yazdığı şöyle bir şiir yer alıyormuş: “Mal bıraktın, mülk bıraktın, üşüştük/ Kavga ile, niza ile bölüştük/ Biz üç karış toprak için dövüştük/ Mezarında huzur ile yat baba!../ Çocukların etsinler diye rahat/ Satmadın da, geçindin kıt-kanaat/ Evlâdından sana olsun nasihat;/ Aşağıda da malın varsa, sat baba!..”
Halkımız bu konuda çok duyarlıdır, çok da sözler söylemişlerdir… Hani; “Mal sahibi, mülk sahibi/ Hani bunun ilk sahibi/ Mal da yalan, mülk de yalan/ Var biraz da sen oyalan!..” şeklindeki dörtlüğü, herkes Yunus Emre’nin söylediğini sanır ya? Bu doğru değildir!.. Böyle sözlere “LAEDRİ” denir. Yani, “söyleyeni belli olmayan” anlamında bir sözcüktür…  Neyse, biz hicve devam edelim…
--Hamamda yıkanan Sadrazam Şiiri: “Tamam on iki saat/ On iki ünlü tellâk/ İncitmeden keselediler/ Hazretin mübarek vücudunu/ Öyle kir çıktı ki, sormayın;/ Her biri nah parmağım gibi/ ‘Aman efendimiz bu ne kir?’/ Demeye kalmadı/ Keselerin altında eriyip gitti/ Koskoca Sadrazam!../ Bütün maiyet erkanı yerinden fırladı/ ‘Nittinüz len devletliyi?’/ Dediler tellâklara…/ Tellâklar cevap verdi;/ ‘Biz yıkadık, keseledik,/ Kir bitti, Sadrazam elden gitti!..”
--Bir gün kadın, kocasının cebinde bir not buldu. Notta; “Leyla… 0 532 31 31….” Yazıyormuş. Kadın kıskançlıktan çatlamış, kocasına öfkeyle bu notu sormuş. Kocası da gülerek; “Haa o mu, favori yarış atının adı” demiş… Günler sonra koca eve gelince, öfkeli karısı kapıda durdurup; “Hani o senin yarış atı Leyla vardı ya, iki ayaklı olarak bize ziyarete geldi, annenle kahve içiyorlar” deyip evi terk etmiş…
--Abdullah Çağlayan’ın bir hicviyle yazımızı bitirelim: “Bir soğan soyulurken yaşarıyor da gözler/ Hazine soyulurken aldırmıyor öküzler!/ Hayadan eser yok, nafile bütün sözler/ Beyhude inat etme, salla hemen başını/ Gerdan kır, belini bük, al gitsin maaşını…”
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar