Meydanlardaki herkesin ortak sesi ‘Hükümet istifa… Hükümet istifa….’ Diye haykırmaları bütün ülkede yankılandı. Cin şişeden çıktı. Gençlik, halk ayaklandı. Cin’in şişeye tekrar geri dönmesi zor. Kaygılı halk kitlesi, baskıların ve zorbalığın şiddetine artık dur demiştir. Kastettiği iki ayyaş kim? O iki ayyaşı açıkca söyle! Etki tepkiyi doğurmuştur. Atamıza ayyaş diyemezsin. Atamızın kemiklerini sızlatıyorsun.
Mesele, gezi parkındaki ağaçların kesilmesinden çıkarak Cumhuriyet’in ana dokusunun bozulmaması için iktidara gösterilen tepkidir. Türklüğe hakaretin faturasını gençlik Akp iktidarına soruyor. Başbakan ‘Her türlü milliyetçiliği ayak altına aldık’ diyordu. TC’yi kurumlardan silmeye çalışıyordu. Ülkeyi ve kurumları bölüyordu. Halk tam bu olan biteni sessizce izliyor, tepki vermiyordu. Üç dönemdir. İktidar olan Akp mağduriyeti kendine siper ederek halkı kandırıyordu. Cumhuriyetin temel ilkeleriyle oynayarak emperyalizmin güdümüyle sözde demokrasinin kurallarını dikte ediyordu. Halkın yüzde elli oyunu alarak (nasıl aldığı tartışılır) her şeyi yaparım mantığıyla diktatörce davranıyordu.
Ekonominin iyiye gittiğini söyleyerek pembe yalanlarla halkı kandırıyordu. Peki ekonomi iyiyse bugün milyonlar niye ayaklandı? Kişi başına düşen milli gelirden bahseden başbakan, bu gelirin halka ne derece yansıttığını neden doğru rakamlarla anlatmıyor? Oğlunun pırlantasına sıfır KDV, diğer oğlunun gemi yakıtına sıfır KDV uygularken halkın tarımda kullandığı mazota niye yüksek KDV uygulatıyor? Halkı bu kadar kör, cahil, aptal mı görüyor? Yazacak daha bir çok örnek var. Hangi birini yazalım?
Gelelim bütün illerde, ilçelerdeki tepkilere. Taksimde muhalefetin beceriksizliğine inat halk, o parti bu parti ayrımı yapmadan toplanmıştır. Takım, taraftar ayrımı olmadan tüm sporseverler tepki koydu. Atatürkçüler, en başta olmak üzere tüm insanlar tek yürek olmuştur. Akp’ye oy verenler bile ülkenin kötü gidişatına dur demek için Taksim’e gelerek Gezi Parkı direnişçilerine destek olmuşlardır.
Kalabalık arasında bir çok türbanlı genç kızları görüyoruz. Kimse birbirini yadırgamıyordu. Gençliği bir araya getiren gücün Cumhuriyetin fazileti olduğu apaçık ortadaydı. Emperyalizmin birbirleriyle çatıştırdığı kitleler bir araya gelmiştir. Ulusal Kanal, Halk Tv dışında canlı yayın yapan bir medya grubu sanki yukarıdan emir almışcasına başlarını kuma gömmüşlerdi. Satılık medya halkın tepkisini fazlasıyla topluluktan görüyordu. Sanki üç maymunu oynuyorlardı. Ayıptır ayıp. Bu günler gelip geçer. Elbet gelecekte bunun hesabı da sorulacaktır.
Ulusal Kanalda izlediğim bir görüntüyü ilginç buldum. Anti kapitalist Müslümanlardan ve ülkücü gençlikten oluşan bir grup namaz kılarken solcu gençler polis müdahale etmesin diye etraflarını çevirerek namaz kılmalarında yardımcı oldular. Gözlerim yaşardı. Hangi ülkede var bu güzellik? Solcuların içinde üstelik kendilerini ateist olarak niteleyen gençler de vardı. Saygıyı gördünüz mü? İşte benim ülkemin güzel gençliği. Bravo size. Bütün dünyaya örnek oldunuz. Sizi bir araya getiren Akp iktidarının acımasız baskıları hayırlı bir iş yapmış oldu. Ülkeyi bölmeye çalışıyorlar ama sizleri bölemeyecekler. Dayanın direnin. Bu halk sizlere sahip çıkar. Çıkacaktır. Zaten Atamız bu ülkeyi polise, orduya, hükümetlere değil GENÇLİĞE emanet etmiştir. Yaşaşın gençlik… Yaşasın NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE… Bu savaşı biz kazanacağız. Sosyal medyayı bela diye niteliyor. Esas bela kendisi. Konuşması ve sivri dili belayı arttırıyor. Temkinli olmalı. Gelecekte sandıkta da bu iktidarı uzaklaştıracağız. Umarız her şey iyi olacak.. Umutsuz olmayalım. Ulusal Kanal’a, Halk TV’ye, Sözcü, Cumhuriyet ve Aydınlık Gazetelerine teşekkür ediyoruz. Bizleri aydınlatıyorlar. Medya dediğin böyle olmalıdır. Sizlerle gurur duyuyoruz. Gençlik ve ülke ayakta. Direneceğiz ve kazanacağız. Bölücü hükümet istifa etmelidir.






















