Son zamanlarda bir iklim krizidir tutturdular gittiler! Ekonomik kriz yetmezmiş gibi bir de iklim krizi çıkardılar başımıza! Marjinal işler canım bunlar! Belki de derin devlet? Peki ya içinde bulunduğumuz, bilimsel olarak doğrulanan gerçek bir süreç olmasına ilişkin ne dersiniz?
İklim koşulları ilk çağlardan bu yana barınma ihtiyacından mimari tasarımlara, toplumsal cinsiyet rollerinin dağılımından beslenme pratiklerine, eğlence anlayışlarından yas süreçlerine dek insanların ve hayvanların sosyal ve kültürel yapılarını inşa etmede etkin rol oynamışlardır. Din, hukuk, ekonomi, tarım, göç, yerleşik hayat, sağlık, savaş ve aile gibi sosyal ve kültürel alanların inşası yaşadığımız coğrafyanın iklim koşullarından derin izler taşır. Böylece önemli bir çevre meselesi olan iklim krizi gündelik hayatın her hücresine işler.
Bazı zamanlar “aman bize bir şey olmaz” denilerek geçiştirilse de bugün iklim krizinin etkileri artık yalnızca büyük felaketlerde değil, gündelik hayat pratiklerinin en olağan hallerinde kendini göstererek yeni sembolik anlamlar kazanmıştır. Ev içi emek düzeninden uyku alışkanlıklarımıza, market alışveriş listemizden öğrencilerin günlük programlarına dek bir çok etmen iklim krizinin etkilerine göre yeniden şekilleniyor. Sürdürülebilir mimari, beslenme ve moda anlayışları toplumsal alanda benimsenmeye başlansa da etik ve bilimsel bir çizgide ilerlemenin de ötesine geçerek ticari kaygılar üzerinden eşitsiz biçimde yeniden üretiliyor!
Birçok alandan bilim insanı ve aktivistin yıllardır çağrısını yaptığı iklim krizi ile mücadele planları artık iktidar ve onun temsilcisi kurumlar tarafından daha fazla görmezden gelinemedi. İçerisinde bulunduğumuz iklim krizi sürecinin geleceğini, gezegende yaşamı paylaştığımız tüm türler adına eşit bir noktadan çözümlemek için, biz insanlar tarafından doğa üzerinde kurduğumuz tahakkümün politik ekonomisini çözümlemek gereklidir. İklim salt ısıtıp soğutan bir atmosfer değil; ekonomi, siyaset ve toplumsal alan dinamiklerinin yeniden inşa edildiği bir mücadele alanında konumlanır.
İklim krizi yalnızca insanların gündelik hayatını değil hayvanların da gündelik yaşamlarını önemli ölçüde etkiliyor. Tıpkı insanlar gibi barınma ve beslenme ihtiyacı olan, sosyalleşmeye önem veren, siz kafanızı başka bir yöne çevirseniz de hayatları devam eden hayvanlar var.
Kimileri hayvanat bahçesi denilen hapishanelerde ve ölüme terk edilen barınaklarda kimileri ise tabaklarımıza gelmeden hemen önce ve maden şirketleri tarafından yok edilen ormanlardaki mücadelelerinde yaşıyor …
Enerji ve maden şirketlerinden kurtaramadığımız ormanlardaki yangınlar iklim krizi sebebiyle artmış olsa da yangınlara anında müdahale edilmemesi, yanan alanların ertesi gün imara açılması iklim krizinin değil bambaşka bir meselenin göstergesi. Sarayın musluğundan mı akıpduru bu su? Söndürüversenize neyi bekleyipdurusunuz bileyman gari! Sahi neyi bekleyipduruz?
Söndürmek için…























Yorum Yazın