Demeç Gazetesi’nin internet sitesinde, 27 Temmuz 2013 Cumartesi günü saat 19.15’te “Suçlu Yine Atatürk” başlıklı bir yazınız yayımlandı. İlâhi sayın Kırayoğlu, o ne hayali suçlamaydı öyle!?
Bunun yanıtını size köşemden vermek istemezdim ama, ben de tıpkı sizin yaptığınızı yaptım ve aynı yöntemle yanıt vermek istedim…
Evet, sizin yazınızdan birkaç gün önce benim köşemde “Bozüyük Artık Bolywood Oldu” başlıklı bir yazım yayımlandı.
Takdir edersiniz ki; benim yazılarım birer “Mizah” yazılarıdır. Sizin kadar ciddi yazıları bizler ne yazık ki yazamıyor, sizin kadar belki “Atatürkçü” gözükmüyor da olabiliriz? Zati öyle olsaydı, ben de zat-ı âliniz gibi ADD yöneticisi olur, ülkeyi şu durumdan, sizler kadar olmasa da, gücüm yettiğince kurtarmaya çalışırdım…
Ben Bozüyüklüyüm… Hani yazınızda bahsettiğiniz Kurtuluş Savaşı kahramanlarından “Bozüyüklü Hacı Süleyman Efendi”nin köyündenim…
Beldemde çevrilen bir sinema filminden dolayı, bu yazım yüzünden bütün ağır faturayı benim üzerime kesmeye çalışmışsınız; asıl meramınızı bilmiyorum ama, yine de sizi kutlarım!..
Şimdi gelelim esas sorulara:
1- Bu Güneydoğu’daki “Sürgün İnek” olayının haber/yorumunu ben, ilk defa 13 Mayıs 2009 tarihinde Milliyet Blog mizah yazarlarından “cdenizkent” rumuzlu İstanbul Üniversitesi mezunu bir doktordan okumuş, ciddiye alınacak bir tarafı olmadığından gülüp geçmiştim.
2- “Sürgün İnek” filmi çekim haberi, Yasin Kozcu arkadaşımızın imzasıyla bir buçuk ay kadar önce bizim Demeç Gazetesi’nde yayımlandı. Madem bu konu hakkında bu kadar derin bilgi sahibi idiniz de, şimdiye kadar niye bu konuyla ilgili köyümüzü, İlçemizi ve bizleri o haber sonrasında bilgilendirmediniz!?
3- Yazınızda demişsiniz ki; “Atatürk düşmanlığı yapılan filmin çekildiği köye ‘Bolywood’ diyerek Atatürk’ün kemiklerini sızlatmayın, Bozüyüklü Hacı Süleyman Efendi’yi mezarında ters döndürmeyin” demişsiniz… Allah Allahhh, biz ne büyük kabahatler işlemişiz de haberimiz yokmuş yahu!? Yakamızı bir bıraksanız da, kendi köyümüzü biz düşünsek nasıl olur acaba!? Siz, bizdeki bitmek-tükenmek bilmez Atatürk sevgi ve saygısının, bir ‘inek filmi’ileyok olup gideceğini filân mı zannediyorsunuz!? Öyleyse vah ki, ne vahhh…
4- O saygı duymadığınızı söylediğiniz Karikatürist Hasan Kaçan’ın; Bozüyüklü Hacı Süleyman Efendi’nin eski bahçesi içindeki, torunu olan Faruk Bozüyük’e ait evi kiralayıp, film çekimi boyunca orada kaldığını da biliyor musunuz? Madem her şeyi biliyordunuz, bugün köşenizde şimdi yazdıklarınızı, aylar önce neden yazmadınız? Yazsaydınız, evi O’na kiraya verirler miydi? Bu işte bir hata varsa, bunun tek sorumlusunun da yine siz olduğunuzun farkında mısınız?
5- Yazınızda bu filmden, hem “civciv mi çıkacak, kuş mu çıkacak?” bilmediğinizi söylüyorsunuz, hem de “28 Şubat” ile bağlantı kuruyorsunuz!.. Bildiğiniz bir şey varsa, belgelerle söyleyeydiniz ki, biz de gereğini zamanında yapaydık!.. Kulaktan dolma bilgilerle böyle eleştiriler yapıyorsanız eğer, bunun vebali de sadece size ait olacaktır!..
6- 1980 darbesi günlerinde, Bozüyük Ortaokulu’nda, Atatürkçü bir ailenin çocuğu, 12 yaşındaki bir öğrenci, teneffüse çıkarken kazayla Atatürk büstünü devirip kırmış, Müdür Bey hemen karakola haber verip, çocuğu gözaltına aldırarak, kendi paçasını kurtarmayı yeğlemişti. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Yatağan Jandarma Karakolu’nun aklı başındaki Komutanı Üsteğmen, olayın sadece kazaolduğunu öğrenince, kraldan çok kralcılık yapan Müdür Beye demediğini bırakmamış, kimyasını bozdukları çocuğu evine göndermişti… Lütfen siz de bize karşı, o zamanki Müdür Bey gibi davranmayınız!..
Demek istediğim şu: Bizim buralarda Atatürkçülüğü yüzeysel, şekilsel değil; derinlemesine yapınız, olur mu?
İnanın; bu yazıyı aynı gazetenin yazarları olarak, buradan yazmak hiç içime sinmedi. Siz “pat” diye yazınca, ben de “küt” diye yanıtlayıvermişim işte!..
Bilmiyorsanız söyleyeyim: Benim köylülerim siz doğmadan da, şimdi de; “Sözde değil, özde Atatürkçü”dürler! 1986 yılı gençleri, köyümde tam iki defa “Gençlik Tiyatro Geceleri” düzenleyerek, elde ettikleri gelirle, köydeki ‘Ortaokul Binası’nı yaptırmışlardı. Bunu şimdiki Belediye Başkanı Yaşar Gencel’e, Maliye Memuru Mustafa Gök’e, Muhasebeci Asım Demirel’e, Okan Beçin’e ve eleştirdiğiniz filmde oynayan Mustafa Uslu’ya sorabilirsiniz!..
Köylülerim çok insancıldırlar, üretkendirler, ben köyümü ve köylümü bu yüzden çok severim, köylümün menfaatlerini de her zaman gözetirim! O kültür ve sanata düşkün köyün, tıpkı eski Yeşilçam gibi, tıpkı Holywood gibi olması için elimden geleni de yaparım!..
Bu arada belki istenmeyen, hoşa gitmeyen işler yapmaya kalkışanlar da olabilir? Biz onlarla adam gibi mücadele etmesini de çok iyi biliriz, bundan kesinlikle emin olunuz, siz boşuna kaygılanmayınız efendim!.. En derin saygılarımla… 


























