CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 5-6 Eylül’deki olağanüstü kurultayda, oluşturacağı PM için Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu’na teklif götürmüş. Bekaroğlu, muhafazakâr dünya görüşünün önemli isimlerinden, teorisyenlerinden ve “milli görüş” geleneğinden gelen birisi. Numan Kurtulmuş’la HAS Partiyi kuranlardan. Refah Partisi’nden Rize milletvekili seçildi. Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı oldu. 30 Mart 2014 Yerel Seçimlerinde Saadet Partisi‘nden Rize Belediye Başkan adayı oldu.
CHP’ye bir getirisi olur mu?
Bugüne kadar CHP’ye davet edilen ve milletvekili yapılan AP-DYP-ANAP çizgisindeki(Demirel-Özal çizgisi) kişiler, CHP oylarında hiçbir artış yaratmamışlardır. Onların partiye gelişleri, CHP tabanında ve kadrolarında, bugüne kadar parti için varını-yoğunu harcayan partililer için bir mağduriyet yaratmıştır. Gösterilen kontenjanlarla, partinin gelişmesinde emeği ve katkısı olanlar geri plana itilmiştir.
Kılıçdaroğlu, partinin sağa açılmasıyla ve CHP ideolojisiyle taban tabana zıt insanları partiye alarak, partinin büyüyeceğini, oyunu arttıracağını sanıyor… Yanılıyor ve bu yanılgı, “büyük yanılgı”.
Kılıçdaroğlu, bu savını savunurken, “CHP bir kitle partisidir. İçinde her görüşten insan olabilir” diyor. Kitle partisi olmak demek, her dünya görüşünden insanı içine alarak, bir ideolojik çorba yaratmak mıdır? O zaman bu partinin ana siyasi kimliğini oluşturan sosyal demokrat görüşü nereye koyacaksınız? Partiyi, sol diyerek, bu partiye gönül verenler, bu partiye bundan sonra ne kadar sahip çıkabilir? Veya sağ/muhafazakar görüşlü insanlar, sonradan içinde yer aldıkları, ilkeleri kendileriyle çelişen bu partinin gelişmesi için ne kadar çaba harcarlar? Bu insanlar(Sağ-muhafazakar) CHP için çalışırlar mı? Zor! Varsa-yoksa gene bu partinin çilekeş insanlarına iş düşer.
Sonradan bu partiye gelen ve eğreti duranların, yarın gerçek adreslerine gitmeyeceklerinin bir garantisi var mı?
Bir parti, programıyla, toplumun değişik kesimlerine seslenen politikalarıyla, en geniş kesimlerin partisi olabilir. Yoksullara, ezilenlere, ötekileştirenlere, dışlananlara, çiftçiye, işçiye, köylüye, üreticiye, memura, esnafa, öğrencilere, özürlülere, işadamlarına, farklı etnik yapılara vb. yönelik, onların desteğini kazanabileceğiniz bir programınız ve söyleminiz varsa, siz kitle partisi olursunuz. Sizin bu konularda söyleyecekleriniz, politikalarınız yoksa siz istediğiniz kadar sol-sosyal demokrat dışı insanları partiye doldursanız da, çaresi yok. Siyaset, matematik toplama yapma sanatı değil; politika üretme ve toplumun ihtiyaçlarını karşılayabilme sanatıdır.
70’li yılların CHP’si de bir kitle partisiydi. Ecevit’in CHP’si o zaman, “Toprak işleyenin su kullananın”-“Ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen” diyerek, ezilenlerin ve yoksulların umudu olmayı başarabilmiş, oyunu % 40’lara çıkarmıştı. Ecevit, o zaman partiye dışarıdan sağ politikacı ithal etmemişti.
Bugün partiyi büyütmek için çareyi sağ ve muhafazakâr siyasetçilerde görenler, Ecevit’in 70’li yıllardaki o siyasi çıkışlarının altında yatan nedenleri iyi tahlil etmelidirler… CHP, kendi özüne, sola sahip çıktığı zaman gelişir; sağa yelken açmak partiyi baraj altında bırakır.
Bizden söylemesi!






















