Ben köyde dünyaya geldim. Çocukluğum ve gelişme cağım köye bağımlı olarak geçti. En çok korktuklarım ise köyümüzdeki ormancı ve babamdı. Halk deyimi ile haylaz bir çocuk olduğum için babam kendi deyimi ile benı sık sık tımar ederdi. Köyümüzün ormancısı ise rahmetli Osman amca idi. Yakacak odunu ormandan sağladığımız için ağaçların kuru dallarını keser ve eşeklerle evimize getirir idik. Ailemiz, öğretmenlerimiz ve Ormancı Osman amca bizleri sık sık uyarırlardı. Yanlış bir ağaç dalı kesmemiz halinde yandı keten helva. Tımarımız biriz acı olurdu.
İş hayatına başladığım Yatağan da, iki orman bölge şefi ile tanıştım. Rahmetli Necati Gümüştaş ve Orman Mühendisi Öner Fırat. Her iki side uzun yıllar ilçemizde bölge şefliği yaptılar. Sonları sürgün olmuştu. Sebebi ise ormanı ve orman köylerini çok sevmeleri idi. Benim çok korktuğum ormancılar gitmiş yerine babacan, ormanı koruyan ve ormanın bekçileri köylüdür görüşü hakim olmuştu.
Muğla da ilk yangınların çıktığı gün sevgili Öner Fırat Sosyal medyadan göreve hazır olduğunu yazdı. Kendisine; hak etmediği halde, çok sevdiği ormanlardan uzaklaştırılmasına rağmen.
Bizler, Öner Fırat, Necati Gümüştaş gibi ormanı, orman köylüsünü çok seven yetkilileri bulsak da ormanlarımız yok oldu.
Bizden sonraki nesillere bir varmış, bir yokmuş diye anlatacağız o güzelim ormanlarımızı.
Ne oldu bizlere. Neden sahip olduğumuz değerlere sahip çıkmaz olduk. Nereye gitti orman sevgisi, insan sevgisi.
Sosyal medyada “2010 yılında üniversite soruları çalanlar iş başında diye” bir yazı okumuştum. Dünyanın değişik ülkelerinden yeşili, maviyi ve kumu özleyerek gelenler, bu tarihten sonra neden ilimize gelsinler. İlimizde yeşili yok edenler kadar tedbir almayanlar da sorumlu değil mi?
Evleri yananlar, doğadaki bitkiler ve yok olan canlılar. Cam balı, kekik, defne ve insan yaşamı için önem arz eden bitkiler ile zeytinliklerimiz. Yazık. Bizden sonraki nesillerin geleceğini yok ettik.
Gelişmiş ülkelerdeki yöneticiler kusurlarının bulunduğunu hissettiği anda istifa ettiklerini, hatta intihar ettiklerini yazılıyor, çiziliyor ve yaşanıyor.
Muğla mızda görev yapan yetkili, Orman Genel müdürü ve Orman bakanı ne düşünüyor bilmiyorum ama, bizlere; insanları seven, ormanlarımızı ve tabiatın koruyan ve önceden tedbirler alan yetkilileri nasip etsin demekten başka bir dileğimiz olamaz.
Mavi gözlü, yeşil saçlı MUĞLA’m geçmiş olsun. Sen bütün dünyayı eğlendirdin ama beceriksiz, yarınları planlayamayan, tedbirleri alamayan yöneticiler seni koruyamadı. İşleri güçleri elim sende oyunu oynamak.
ÖZÜR DİLERİZ YARINLARDAKİ NESİLLERİMİZDEN.






















