Milas’ın tarihi ve kültürel zenginlikleri kadar diğer önemli zenginliği de; yer altı zenginlikleri, madenleridir… Bu madenler arasında; linyit, mermer, feldspat başta geliyor. Milas’ın bu zenginlikleri, özellikle linyit, bazen Milas’ın başına dert oluyor. Milas’ın yer altı zenginliklerinin milli ekonomiye bir katkısı olsun ama Milaslılar’ın da başına dert olmasın!(Milas’ın Karacahisar Köyüne Milas için 3, Muğla için 4. termik santralın kurulmak istenilmesi buna örnektir. Feldspatın yarattığı çevre sorunları yine ayrı.)
Milas’ın başka ve en önemli zenginliği ise; zeytini ve zeytinyağı… Bu potansiyel; “Milas’ın dağlarından yağ, ovalarından bal akar” veciz sözünü karakterize ediyor. Ülkemizde yaklaşık 160 milyon zeytin ağacı var. Bunun 8 milyonu Milas’ta. Yani, bu, Türkiye zeytin potansiyelinin % 5’i Milas’ta demektir. Milas, zeytinde böyle bir potansiyele sahipken, zeytin ve zeytinyağı sektöründe hak ettiği yerde midir? Maalesef, değildir… Düne kadar Milas zeytinyağları, asidi yüksek olduğu için, dökme/rafinerilik zeytinyağı olarak bilinirdi. Son 8-10 yıl içinde zeytin üreticilerinin; hasat ve sıkım koşullarına uygun davranmasıyla; Milas’ın memecik zeytinlerinden elde edilen yağları, kendi markalarını yarattı ve piyasada kabul görmeye başladı.(Osman Menteşe’nin memecik türü zeytinlerden elde ettiği yağlar, uluslararası kataloglarda yer alıyor ve ödül üstüne ödül alıyor)
Böylesine tarihi, kültürel ve ekonomik zenginlikleri bağrında taşıyan Milas; bugüne kadar, bu potansiyelleri doğrultusunda hak ettiği yerde olabilmiş mi? Benim açımdan yanıt; hayır… Sizler ne düşünürsünüz; bilmiyorum… Ben, geçmiş yılları; Milas’ın potansiyellerine sahip çıkılmaması anlamında; kayıp yıllar olarak değerlendiriyorum...
Milas’ın potansiyelleri doğrultusunda bir yere gelebilmesi için yerel anlamda kurumsal önderlikler gerekiyor. Bu konuda yerel yönetim birimlerinin(Belediyeler ve Kaymakamlık) ve MİTSO, Ziraat Odası, Esnaf Odası gibi meslek kuruluşlarının kurumsal önderliklerine ihtiyaç var… Kaymakamlık ve Belediye’nin kurumsal önderlikleri; Milas açısından yerel ölçekte, birçok sorunun ve ihtiyacı duyulan şeyin çözümünü sağlayacaktır.(Bu konuda ayrı bir yazı yazacağım)
Son günlerde, Milas’ın sahip çıkılmayan ve bugüne kadar ihmal edilen değerlerine sahip çıkılma konusunda bazı açıklamaların yapılmasından dolayı; yıllardır bunları dile getiren bir kişi olarak, memnuniyetimi dile getirmek istiyorum. Reşit Özer başkanlığındaki yeni MİTSO yönetimi; Milas zeytin ve zeytinyağlarıyla ilgili önemli(Milas açısından tarihi) açıklamalar yaptı.
MİTSO yönetimi, Milas zeytinyağlarının coğrafi işaretlemesinin yapılması(Bu konuda Osman Menteşe’nin hazırladığı, Ziraat Odası Başkanı İsmail Atıcı’ya, onun da eski MİTSO başkanı Enver Tuna’ya verdiği bir dosya varmış. Bu incelenilmeli) ve başta zeytinyağı olmak üzere, Milas ürünlerinin; Milas’taki hipermarket raflarında yerini alması için ilgili kurumlarla toplantı yaptı. MİTSO’nun yaptığı bu girişimleri Milas açısından çok önemli buluyorum. Dileğim; Milas açısından ‘olmazsa olmaz’ anlamındaki tüm bu olumlu çabaların ve düşüncelerin, lafta kalmaması, arkasının gelmesi… Çünkü bugüne kadar, her toplantıda Milas için çok güzel şeyler konuşuldu ama arkası getiril(e)medi hiç... Konuşulanların devamının gelmesi için kurumsal önderlik gerekiyor. Bu olmayınca, konuşulan o güzel sözler; buharlaşıp gidiyor ve bir süre sonra aktörler değişince, yine aynı şeyleri konuşuyor oluyoruz… Milas için, değişik zaman ve dönemlerde, aynı sözlerin sakız haline geldiği bir süreçten çıkılmalı; somut adımların atıldığı bir sürece girilmelidir artık… 





















