Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Sakin KOŞAR

Sakin KOŞAR

Mail: sakin@demecgazetesi,com

Sandıklar Yüzmeyi Bilirler !?

 Fıkra bu ya… Osmanlı’da içki ve tütün yasaklarının en kanlı dönemi, Padişah IV. Murat dönemidir… IV. Murat, kendisi fena halde içki ve tütün müptelâsı olduğu halde, halkını bu iki zıkkımdan uzak tutmaya çalışmıştır…
İşte böyle bir dönemde, İstanbul’un en meşhur Sur Dibi Sarhoşlarından biri olan Bekri Mustafa, İstanbul Boğazı kenarında kayıkçılık yapmaktadır… Bir gün üç adam gelir, Bekri Mustafa’nın, kayıkla kendilerini karşıya geçirmelerini isterler. Kayığa binenlerin biri matematikçi, biri fizikçi, biri de coğrafyacıdır, yani üçü de bilimadamıdır…
Boğazda 50 metre kadar gittiklerinde matematikçi, Kayıkçı Bekri Mustafa’ya sorar; “Sen açıkgöz birine benziyorsun, hesap-hendese bilir misin?” diye sorar… Bekri Mustafa utanarak; “Ben hesap-kitap bilmem beyim, zati okul yüzü de görmedim. Üç kuruş kazanınca, gider şarap alır, sabaha kadar onu içerim” der… Matematikçi gülerek; “Sen hayatının dörtte/ birini kaybetmişsin hemşerim” der…
Fizikçi hayretle kaşlarını kaldırır; “Yahu sen okuma-yazma da mı bilmiyorsun? Desene sen hayatının yarısını kaybettin be bilader” der… Tam bu sırada biraz rüzgâr çıkar, kayık sallanmaya başlar…
Üçüncü yolcu olan coğrafyacı bilgiçlik taslayarak sorar; “Bu dünyanın kaçta kaçı sudur kayıkçı efendi?” diye sorar… Bekri Mustafa kulaklarına kadar kızararak; “Ben nerden bileyim beyim, ben bu İstanbul Boğazı’ndan başka yerde su görmedim ki” deyince, coğrafyacı kasılarak; “Sen ne cahil adamsın yahu, şimdi hayatının dörtte/üçünü kaybettin” der…
Tam bu sırada büyük bir dalga gelir ve kayığı devirir. Üç bilim adamı denize savrulur, bağırmaya başlarlar. Kıyıya doğru yüzmeye başlayan Bekri Mustafa bu üç bilim adamına bağırır: “Siz yüzme biliyor musunuz efendiler!?” diye sorar, üçü de yüzme bilmediklerini söyleyip, “İmdaattt!” diye bağırırlar. Bekri Mustafa yüzerek giderken; “Siz hayatınızın tamamını kaybettiniz beyler!” deyip, kıyıya çıkar…
1957 seçimlerinde de, tıpkı bugünkü gibi seçim olayları yaşandı… İktidar partisi DP’liler, CHP’nin güçlü olduğu yerlerdeki seçim sandıklarını çalıp, nehirlere ve denizlere atmıştı… Bu olayların resmî devlet tutanakları arşivlerde mevcuttur, merak eden gidip bakabilirler…
Afyon, Denizli ve Aydın’da Menderes Nehri’ne atılan sandıklar, nehrin yavaşladığı Aydın Ovası önlerinde bulundu… İstanbul’da ve Karadeniz’de, denize atılan seçim sandıkları, rüzgârın denizden karaya esmesi nedeniyle kıyılara vurunca olay anlaşılmıştı…
Allah’ın sopası yoktu ki, bir şekilde suçluların ayağı dolanacak ve yakayı ele vereceklerdi tabii… O günlerde de, bu tür yolsuzluklar böyle ortaya çıkmıştı… Çünkü, seçim sandıkları ahşaptı ve hepsi de yüzmesini biliyorlardı, ama sandık hırsızları bunu akıl edememişlerdi.
Şimdi ise çöp kutularından, yarısı yanmış halde sokaklarda ve inşaat halindeki bina içlerinden çıkıyor… Bunlar da, ıslak imzalı sandık tutanaklarının fotoğraflarını hesap edemediler ve yolsuzluklar bir bir ortaya çıkıyor, torba hırsızları suçüstü yakalanıyor…
Bir daha görüldü ki, rahmetli İnönü’nün dediği gibi; Dürüst insanlar da, en az ahlâksızlar kadar cesur olmadıkça, bizim gibi ülkelere huzur gelmeyecek dostlar…
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar