Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Nevzat Çağlar Tüfekçi

Nevzat Çağlar Tüfekçi

Mail: nevzat@demecgazetesi,com

SEÇİM YAZISI

 Yerel seçim tablosu şöyle: AKP % 45.6, CHP % 28, MHP % 15.3, BDP/HDP % 6.  AKP’nin seçimlerden yine birinci parti olarak çıkacağı ama oylarının % 40’lar düzeyine düşmesi, CHP’nin de % 35’lere çıkması tahmin ediliyordu. Seçim öncesinde var olan yolsuzluk iddiaları, çeşitli telefon konuşmaları, Başbakan’ın sertlik yanlısı tutumu ve kutuplaşma yaratan konuşmaları; bu konudaki düşünceleri besliyor ve AKP’nin bu seçimde gerileyeceği düşünce ve tahminlerini güçlendiriyordu…
23 Mart tarihli, internet ortamında rastladığım KONDA’nın bir araştırması vardı. O araştırmaya göre seçim sonucu şu şekilde öngörülüyordu; AKP % 47, CHP % 27, MHP % 17. Tarhan Erdem’in başında bulunduğu KONDA araştırma şirketinin araştırmaları; seçim sonuçlarını doğruya yakın bir şekilde tahmin edebiliyordu. KONDA’nın bu özelliğini bildiğim halde, bu araştırma sonuçlarına inanmak istemedim. İktidarın onca olumsuzluğuna rağmen; seçim sonuçlarının böyle çıkabileceğine ihtimal vermiyordum. KONDA, yanılabilirdi! Bazen seçim sonuçları, araştırma şirketlerini yanıltmıyor muydu? Beklentim, buydu.
19 Mart’ta Milliyet’te Mehmet Tezkan’ın bir yazısı vardı. O yazıda şöyle deniyordu: “Merak edilen şu: AKP’nin oyu düşer mi, düşerse ne kadar düşer? Bunca yolsuzluk, rüşvet iddiası varken, her gün ‘skandal’ diyeceğimiz bir telefon konuşması ortalığa dökülürken; iktidarın oy oranı dramatik bir şekilde aşağıya iner mi? Ben dramatik bir düşüş beklemiyorum.
Bir insan gidip neden iktidardaki partiye üye olur? Bazı kapılar açılsın diye. Talepte bulunurken elinde güçlü bir kimlik kartı olsun diye. AKP’nin 8 milyon üyesi var. Bunlar ‘gevşek üye’ değil, aktif üye. Kendilerini iktidarın parçası gören, iktidar nimetlerinden yararlanan üyeler. Kimi, yan gelirler, yardımlar nedeniyle iktidara bağlanmış. O gelirlerle ayakta duruyor. Kimi, üyelik sayesinde iş bulmuş. Kimi, çocuğunu okutmuş, anında yurda koymuş, çocuğunun istikbalini üye olduğu partiye bağlamış. Kimi, bürokraside geldiği yeri üyelik sayesinde korumayı hedeflemiş. Kimi, yükselmenin aracı görmüş. Kimi, bu sayede zenginleşmiş. O kimlikle iş dünyasında söz sahibi olmuş. Kimi, ihale almanın kapısı görmüş… Ezcümle; 8 milyon kişi istikbalini iktidar partisine bağlamış.
2011 seçimlerinde 21 milyon seçmen AKP’ye oy verdi. AKP’nin o tarihteki üye sayısı 7 milyon civarındaydı. Üye sayısının üç katı oy aldı. Yani, AKP üyesinin ailesi de sistem yürüsün diye oy vermiş. Baba üyeyse karısı da çocuğu da oy vermiş diyelim veya anası da babası da. Böyle bir oran bugüne kadar görülmedi. Her üç seçmenden biri AKP’li.
Gelin şimdi bu gözle 30 Mart seçimlerini irdeleyelim. İktidar partisinin 8 milyon üyesi var. Hadi 7.5 milyon aktif üye diyelim. Bu seçimde 2011’de olduğu gibi üye sayısının üç katı değil de, iki katı oy aldığını düşünelim. En alt seviyeyi yakalamak için tırpanlayarak gidelim. 15 milyon oy çıkacağını farz edelim. 52 milyon seçmen var; 42-43 milyon geçerli oyun çıkacağını öngörürsek, çıkan sonuç şudur; iktidar partisinin garanti oy oranı yüzde 35’tir. En düşük alacağı oy oranı. En altını hesapladım, üstünü bilemem.”
KONDA’nın verileri ve Mehmet Tezkan’ın bu yazısına rağmen ben yine de iyimserdim ve CHP’nin bu seçimlerde oyunu % 35’lere tırmandıracağını düşünüyordum ama olmadı! Bulunduğumuz bazı yerlerde CHP’nin seçim kazanmasıyla sevindik ama partinin oy yüzdesinin düşüklüğü ile bu sevincimiz buruk oldu. CHP, kıyı-kenar partisi olmaktan neden kurtulamıyor, niye 81 ilden oy alamıyor, niçin iktidar alternatifi olamıyor? Bunlar da başka yazının konusu.
 
 
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar