Yıllar yılı hepimiz ev için
Araba için yaşam için çalışırız.
Gecemize gündüzümüzü
katarak, bizden bir şeyler götürerek sonuçta bir şeylerin sahibi olmuşuzdur. Ömür denilen
şeyin bize en büyük, en kutsal ve en güzel armağan olduğunu unutarak.
Bir insana alın terinin verdiği mutluluğu ve keyfi,
gözyaşının rahatlığını hiçbir şey veremez sonuçta.
Evlerimize DASK yaptırırız, mantolama yaptırırız,
Mobilyaları yenileriz,
Televizyon telefonun yenisini görünce değiştiririz,
Arabalarımızı yeniler, güvenlik için kasko yaptırırız.
Arabalarımızla yola çıkınca her kilometrede ortalama yaklaşık 1 lira atarız
Eğitim için paralarımızı harcarız
hiç düşünmeden.
Ya sağlığımıza gelince?
Bir şey olmaz deriz geçiştiririz
Ya da hastalanınca
Hastalanınca yani hastalanmak bizim için
değişimin başlangıcıdır.
O zaman
anlar,
tedbir almaya başlarız.
Oysa
genç yaşlarımızdan itibaren
Şeker hastasıymış gibi
Şekerli ve unlu gıdalardan
Tansiyon hastası olacakmış gibi
Tuzlu gıdalardan uzak yaşasak,
Hani üç beyazdan uzak dursak ya da azaltsak
ne kaybederiz? İşlenmiş gıdaların tuzu ve şekeri
Yüksektir. Unutmayalım.
Diyeti kilo vermek için yaparız.
Oysa asıl hastalıklardan korunmak için
yapmak gerekir.
Hangi yaşta olursak olalım
Sağlığımızı öncelikle kendimiz kontrol edelim.
Hastalanınca da doktorunuz baksın.
Zeytinyağı, sebzeler, meyveler (elma ve çekirdekli üzüm gibi)
Sağlıklı gıdalar ve yürümek
Sizi hastalıklardan koruyan,
Yaşamınızın hem kaliteli hem de uzun
Olmasını sağlayan doğal ilaçlarınız olsun.
Yürüyelim. Şu kış günlerinde hastalıklardan korunmak için C ve D vitamini alalım. Bir dahaki yazılarımda yürüme yolculuklarımı yazacağım. Sağlıklı günler.






















