Suriye’de geçen yıl 8 Aralık 2024 sabahı 61 yıllık Baas yönetimi sona erdi. Colani kod adlı Heyet Tahrir Şam (HTŞ) lideri Ahmet ŞARA ülkenin başına geçti.
Şara yönetiminin görevi devralmasıyla, ülkemizde bulunan üç milyon Suriyeliden bugüne kadar 560 bini ülkesine döndü. Ancak ülkede hâlâ birçok belirsizlik bulunuyor; güven tam olarak sağlanamadığı için zaman zaman kargaşa devam ediyor. Mart ayında Aleviler, Temmuz ayında ise Dürziler bulundukları bölgelerde katliamlara uğradı. İsrail ise ilk günden beri fırsat buldukça Suriye’nin eski hava üslerini ve altyapısını sürekli bombalıyor; işgalini genişleterek sürdürüyor.
SDG’ye ilişkin belirsizlik de devam ediyor. Bilindiği kadarıyla Esad devrilip Rusya’ya iltica ettikten sonra, kuzeydeki SDG denilen askeri oluşum ile Amerika’nın desteklediği Mazlum Abdi ve Colani arasında bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Bu anlaşmaya göre SDG’nin, rivayete göre Özgür Suriye Ordusu’na katılması öngörülüyordu. Ancak bir yıldır bu gerçekleşmedi; sürekli oyalanıyorlar. Hatta Suriye içinde ayrı bir özerk Kürt devletçiği kurulacağı yönünde senaryolar konuşuldu. Şara ise böyle bir şeyin olmayacağını açıklamıştı.
Türkiye ise böyle bir oldubitti olursa savaş sebebi sayacağını ve Suriye’nin kuzeyine müdahale edebileceğini bir yıldır diplomatik kanallardan dile getiriyor. Son günlerde Suriye içlerine kadar çok sayıda Türk Silahlı Kuvvetleri unsurunun intikal ettiği dış kaynaklarca da doğrulanıyor.
Türkiye’nin, Suriye’de bir oldubittiye asla izin vermeyeceği İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’a da iletilmiş olmalı ki, PKK’nın Türkiye’deki unsurları Türkiye’yi terk ederek Kobani dedikleri Kuzey Suriye bölgesine geçmişti. Türkiye, Kuzey Suriye’de okullar, prefabrik ve briket evler, yönetim merkezleri inşa etti; birçok yerde valiler ve kaymakamlar görevlendirildi.
Peki, “Türk askeri oralarda neden yok?” diye sorulmaz mı?
Elbette sorulur.
Kimin vergileriyle kime ne yapıldığı da sorgulanır.
Muhalefeti sahte montaj video ve görsellerle “PKK ile, Kandil’le görüşüyorlar; talimat alıyorlar” diye suçlayıp; Suriye’de kapalı bir politika yürütmek ve iş Türkiye’ye gelince “İmralı ile MİT görüşüyor, devlet görüşüyor” demek Türk halkını daha da çelişkili bir noktaya götürüyor. “Terörsüz Türkiye” derken ne söylendiği hâlâ anlaşılamadı. Çünkü tutanaklar, görüşmeler, içerikler halktan gizleniyor. Turkuaz Medya yanlış bilgiler servis edip sonra yalanlıyor; farklı sesler çıkıyor. Bahçeli ayrı bir tonda açıklamalar yapıyor, ancak saray iktidarından tık çıkmıyor.
16 sayfalık görüşme tutanağının yalnızca 4 sayfalık özeti komisyona sunuldu; ayrıntılar hâlâ yok.
Demek ki Öcalan’ın bazı talepleri var ki açıklansa infial yaratacağı düşünülüyor.
Suriye’de SDG’nin bulunduğu kuzey bölgesinde SDG’nin 70 bin askeri ve 30 bin polisi olduğu belirtiliyor; yani toplamda 100 bin kişilik bir güç. Daha önceki açıklamalara göre, bu güçlerin yıl sonuna kadar Suriye Silahlı Kuvvetleri’ne ve polis teşkilatına entegre edileceği söylenmişti, ancak hâlâ bir gelişme yok.
Dün Mazlum Abdi,
“SDG’nin üç tümeninin ve iki özel taburunun korunmasını kabul ettik. Bunlardan biri sınır güvenliğine odaklanacak, diğeri ise kadın taburu olacak ve hepimiz Savunma Bakanlığının bir parçası olacağız.”
dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da önceki gün, Suriye ile SDG’nin “yerel yönetimlerde farklı bir uzlaşıya varabileceğini” belirterek üstü kapalı bir şekilde “adem-i merkeziyetçilik”ten bahsetti.
ABD’nin tutumu ise yıl boyunca değişti. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack son olarak,
“Adem-i merkeziyetçilik bu bölgenin hiçbir yerinde işe yaramadı. Kararı buradaki gruplar; Kürtler ve aşiretler verecek.”
ifadelerini kullandı.
Suriye Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa ise dün,
“Adem-i merkeziyetçilik dönemi kapandı.”
açıklamasını yaptı.
Güneyde ise İsrail’in işgali sürüyor. Esad yönetiminin devrilmesinden neredeyse 24 saat bile geçmeden İsrail, Suriye’nin kilit askeri noktalarına hava saldırıları düzenleyerek ülkenin savunma altyapısını büyük ölçüde yok etti. Genelkurmay Başkanlığı bombalandı. Golan Tepeleri’ndeki işgal genişletilerek daha kuzeye yönelindi. Gerekçe olarak da Dürzilerin durumu ve yönetimdeki cihatçı yapı gösterildi.
Önümüzdeki süreçte Suriye ile İsrail arasında bir güvenlik anlaşması imzalanması bekleniyor. Ancak Suriye’nin bunun için nasıl bir bedel ödeyeceği bilinmiyor.
Bölge bir yıldır kargaşayla dolu; otorite zayıf, Suriye ordusu ve polisi her şeye hâkim değil.
Suriye’de taşlar yerine oturana kadar çok şey yazılıp konuşulacak.
Suriye’de olup bitenler, sınırımızdaki SDG yapılanması nedeniyle Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor. Orada bir Kürt devletinin kurulması Türkiye için savaş sebebi sayılıyor ve bu Amerika’ya da bildirilmiş durumda.
Dileriz bir savaş çıkmadan diplomasi yoluyla SDG, Suriye ordusuna entegre edilir ve bölge nefes alır. Gelişmeleri hep birlikte göreceğiz.























Yorum Yazın