Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Sakin KOŞAR

Sakin KOŞAR

Mail: sakin@demecgazetesi,com

Tayyip Beyi Anlamak?

 Tüm insanlar; dünyadaki, ülkedeki, çevresindeki ve hatta ailesindeki insanların hepsini sevmek, saymak, örnek almak zorunda değillerdir. Zaten durum öyle olsa idi, bunca çeşitliliğe, bunca değişikliğe, hatta bazı yaratıcılıklara hiç de lüzum kalmazdı…
Kim, ne derse desin; hangi eğitimi almış olursa olsun, hangi gelenekten gelirse gelsin, hangi ırktan, renkten ve Kıta'dan olursa olsun; dünya üzerinde eğer 6 milyar insan varsa, 6 milyar tane de değişik görüş ve düşünce vardır…
Bazılarınız çıkıp; “İyi ama çoğunluğun uyduğu kurallar, yasalar ve gelenekler var, bunlar ayrı görüş ve düşüncede olsalardı, bu uyum nasıl sağlanırdı peki!?” filân diyebilirler…
Hani bizim “Asgarî Müşterekler” dediğimiz, ortak akılla geliştirilmiş bir olgu var ya, işte sizin dediğiniz uyum budur… Yani, bazı konularda birçok insanın hemfikir olup da, ayrı ayrı birçok olguyu benimsemeleri olayıdır bu…
“Demokrasi” dediğimiz şey de zaten; bu ayrı kümelenmiş guruplar arasında kavga etmek yerine, onlara saygı göstermeyi bilmenin oluşması, koordinenin gelişmesi olayıdır…
Örneğin: AKP, 03 Kasım 2002 seçimlerinde “ % 34 ile iktidar oldu, 22 Temmuz “2007'deki seçimlerde % 47 ve son genel seçimde de % 49 ile iktidara geldi ve 11 yıldır da tek başına iktidarda bulunuyor…
Türkiye halkı, kurum ve kuruluşları bu duruma saygı gösterdi mi? Gösterdi…
Muhalefet partisi olmaktan öteye gidemeyenler saygı gösterdiler ve TBMM'deki çalışmalarına devam ediyorlar mı? Ediyorlar…
Aldıkları bazı kararlar ve uygulamaları, bazı insanların tepkisini çekse de, basında bazı eleştiriler yazılsa da, herkes bugüne kadar bu iktidara bir şey dedi mi? Demedi…
Bazı karar ve uygulamalarını tehlikeli, rejime karşı bulsalar da, genellikle o meşhur sözümüzdeki gibi; “Du Bakali, Daha Neler Olucek?” diyerek beklediler mi? Beklediler… 
Ama son zamanlardaki; “Teröristbaşı ile diyaloglar, dağdakilerin serbestçe inip gitmelerine izin verilmesi, T.C.'nin kaldırılması, içki ve sigaraların aşırı vergi yükü, pahalılığı ile bazı yasakların getirilmesi, Anayasamıza rağmen türbanın mahkemelerde de serbest bırakılması, yatırım yapan yandaş şirketlere her yerin pervasızca açılması, kendileri gibi yaşamayanlara müdahalelerin artması ve İmam – Hatiplilerin diğer okullardan daha ahlâklı, daha saygılı olduğunun sık sık vurgulanması, tarihi eserlere, sanat eserlerine ve yeşil alanlara hiç de teamüllere uyulmadan saldırılması, dizi filmlerine karışılması, sık sık muhalefet liderleri ile ülke işlerinin tartışılmaması, onlara hiç danışıp fikirlerinin alınmaması, “Komşularla Sıfır Sorun” diye yola çıkıp, hepsiyle kavgalı hale gelinmesi, tepki doğacağını bile bile üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim adının verilmesi… gibi gelişmeler, biriken tepkilerin Taksim ve Gezi Parkı'nda filizlenmesine sebep oldu…
Bu yazı yazıldığında, sayın Başbakan direnişçi temsilcilerini makamında daha dinlememişti. Ama bu görüşmenin istenildiği gibi bir netice vermesini kimse beklemiyor. Çünkü sert üsluplar, polisin malûm tutumu ve o yerlerle ilgili kararlar değişmediği sürece, hangi asgari müştereklerde bir anlaşma olacak ki!?
Artık sayın Başbakan'ı, Bakanlarını ve onun sözcülerini tanıyoruz, umutsuz düşüncelerimizin temel sebebi de budur… Peş peşe yapacakları üç miting, bu halk tepkilerine karşı yapılacak. Günlerdir direnen gençler, taraftarlar kendi istekleri ve tercihleriyle oradalar, onlarınkine ise “bindirilmiş kıtalar” denilen, devlet ve belediye destekli partililer gelecekler. Bu ikisi aynı şeyi ifade etmiyor…
Artık şunu da biliyoruz: Sayın Başbakan ve çevresindekilerin yaşam, eğitim ve yetişme tarzları, birçok insanımızınkine benzemiyor. Bugünden itibaren ne sayın Başbakan'ın, ne de çevresindekilerin bizlere benzemesini, dindar yaşam tarzı, gelenek ve aile yaşantılarından taviz vereceklerini beklemek hayalperestlikten başka bir şey olmaz!..
İşte bunun için önümüzdeki ilk seçim belirleyici olacaktır: Ya tekrar gelecekler, biz katlanmak zorunda kalacağız; ya da gidecekler, onlar katlanmak zorunda olacaklar! Yani, tek çıkış yolu SEÇİMDİR! Başka bir yol görmek ve beklemek de kimseye hayır getirmez…
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar