Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Hamdi TOPÇUOĞLU

Hamdi TOPÇUOĞLU

Mail: egerem@yahoo.com

THALASSA, THALASSA!

Anabasis/ On Binlerin Dönüşü, Ksenophon’un bir eserinin adı. Ksenophon bu eserinde, savaş muhabiri olarak katılıp komutan olarak döndüğü bir seferle ilgili izlenimlerini anlatır.

Pers prensi Kyros, ağabeyi kral Artakserkses’e karşı bir orduyla İ.Ö. 401 yılında Sart dolaylarından yola çıkar. Ordu, bütün Anadolu’yu, Suriye’yi geçerek Mezopotamya’da Kunaksa şehrine ulaşır. Bur...ada yapılan savaşta Kyros ve generalleri öldürülür. Yurtlarından 2400 km. uzakta, başsız kalan orduyu yönetme görevini, Ksenophon üstlenir. Darmadağın olmuş bir orduyu geri götürmek hiç de kolay değildir. Kurtuluş için, bir an önce denize ulaşabilmeleri gerekmektedir. Doğu Anadolu’nun aman vermez coğrafyasında yerli halklarla bazen savaşarak, bazen dostça ilişkiler kurarak Karadeniz’e doğru aylarca yol alırlar. Trabzon’a ulaştıklarında bir çığlık dökülür ağızlardan:

“ Thalassa, Thalassa!”

“Deniz! Deniz!”

Çekilen tüm acıların unutulduğu anın çığlığıdır bu.

Aslında bu çığlığın, günlerce denizde dalgalarla boğuşan, rotasını yitirmiş bir kaptanın “Kara göründü!” çığlığından bir farkı yok. Ama bu kez deniz, onları sevenlerine kavuşturacak olandır. O an, kurtuluş ışığının yandığı, umudun gerçeğe dönüşme eşiklerinden biridir.

Umut, bizi yaşama bağlayan en arsız duygu. Unutmak da bunun erketesi.

İyi ki yaşadıklarımızı unutuyor ve yeni umutlara bağlanıveriyoruz. Kötü ki yaşadıklarımızdan gerekli dersleri almıyoruz.

Çok çabuk inanıyor, çok çabuk kanıyoruz. Yılları uğurlarken de karşılarken de tutumumuz aynı.

Daha geçen yıl bu saatlerde 2015’i “ Thalassa, Thalassa!” umutlarıyla karşılayan bizdik, şimdi benzer umutlarla 2016’yı karşılayan da biziz.

Bir an Halep’te, Humus’ta, Şam’da Suriyeli bir çocuk oluyorum. Ülkemi kimin yönettiği, Ankara’dakileri, Washington’dakileri ilgilendirdiği kadar ilgilendirmiyor beni. Hiçbir hak, “yaşama hakkı”mdan daha değerli değil benim için.

Bir an yurdumun güneydoğu şehirlerinden birinde, büyümekten korkan bir genç oluveriyorum. Büyümek, haber bültenlerinde adımın ölüler listesinde okunacağı güne yaklaşmak demek.

Bir an Afrika’da günlerdir bir lokma aşa hasret ihtiyar oluyorum. Acım, açlığımdan değil, gelecek günlerin dünden daha kara olduğunu sezdiğim için.

Sonra büyük şehirlerin varoşlarında bir kadın oluyorum. Deniz ayaklarımın altında, ne ben denizin farkındayım, ne deniz benim farkımda… Her sabah daha gün ışımadan yollara düşüyorum; iş dönüşleri yine karanlıktayım.

“Durup bir kez olsun
Günbatımına bakmadan
Ve günle hesaplaşmadan
İter kapıyı
Yarınları dünden boş.”

Çok değil daha on gün önce Maya takviminde yaprak bitmişti. Yenisi de yoktu üstelik. Az önce bir başka takvimin son yaprağını kopardık. Duvarda şimdi başka bir takvim var: 2016

Zaman geçiyor, takvimler değişiyor.Ya insanoğlu neden yazgısını değiştiremiyor?

Demin rıhtımda, Bodrum göklerini aydınlatan havai fişekleri seyrederken;
“Thalassa, Thalassa!” diye haykırdım kaç kez.

Yanı başımdan akın akın insanlar geçip gitti. Hiçbir Allah’ın kulu dönüp bakmadı bile bana.

Dileyelim, yıl dönümleri, yalancı şafakların sevinci değil, geleceğe umutla bakmanın gerçek eşikleri olsun.

“Thalassa, Thalassa!” diyebilelim hep birlikte.

Not: Bu yazıyı 2012'nin 2013'e bağlandığı sabah yazmıştım. Sadece tarihleri değiştirdim. Dünden daha iyi olduğumuzu kim savunabilir? 
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar