Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Nevzat Çağlar Tüfekçi

Nevzat Çağlar Tüfekçi

Mail: nevzat@demecgazetesi,com

ÜLKEMİZDE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLIĞI YAPILABİLİR Mİ?

 Ülkemizde iş kazalarının önlenebilmesi için, ‘iş güvenliği kültürü’nün oluşturulması şart! Bu konuda iş güvenliği uzmanlarına da önemli görevler düşüyor. İş Güvenliği Uzmanı(A sınıfı) arkadaşımız Vedat Bozkan’ın yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum.
xxx
İş güvenliği eğitimlerinde, çalışanlara işçi sağlığı ve güvenliğinin taraflarını tanıtıyoruz: “Devlet-Çalışan-İşveren”. Peki, bu üçgenin hangi köşesinde, İş Güvenliği Uzmanı bulunuyor?
İş Güvenliği Uzmanı, adında yer alan güvenlik üçgeninin bir tarafı dahi olmayı başaramıyorken, uzmanlığının tamlaması olan iş güvenliğini kullanma hakkını kendinde nasıl bulabilir? Yasal mevzuatta kendilerine iş güvenliği faaliyetlerinin her aşamasında görev tevdi edilen Uzmanlar, eğitim müfredatında anlatılan iş güvenliğinin bir tarafı olamazken, hukuka yansıyan her aşamada sorumlu olabilirler.
Başlangıç konumuza geri dönelim, İş Güvenliğinin tarafı olan “DEVLET”, anayasamızın kendisine verdiği doğal erki kullanarak, iş güvenliği yasal mevzuatını hazırlar. Yasal mevzuat hazırlanırken de ilgili tarafların görüşlerini alır. Kendileri hakkında sorumluluk, yükümlülük ve çalışma esasları yasal mevzuatla belirlenen “Uzmanlar” konuya taraf olamadıkları için görüş de sunma hakkına sahip değildirler.
Geçtiğimiz günlerde panelist olarak katkı sağladığım iş güvenliği uzmanları hakkında bir panelde, kamuyu yönlendiren iş güvenliği bürokrasisinin; biz uzmanlar hakkında görüşlerini de tecrübeli bir ağızdan dinleme fırsatı buldum. İş Güvenliği bürokratları, biz uzmanları, “Sahada, işverenin yönettiği işletmelerde devletin yetkilendirdiği kişiler olarak, iş güvenliğinin sağlanması adına gözetmek, devletin hazırladığı yasal mevzuatın uygulanması için danışmanlık yapmak ve sonuçta işverenin ısrarla almadığı tedbirler için de, işverenin aleyhine sonuçlar doğuracağını bilseler de, işverenleri devlet makamlarına bildiren” kişilikler olarak tanımlamaktadır.
İş Güvenliği Uzmanı olarak, taraf olmayı başaramadığımız bir olguda; uzman olarak görüş dahi sunamadığımız bir yasal mevzuatın uygulanmasında, konunun tarafları olan devlet ve işveren arasında “HAKEMLİK” yapma görevini rahatlıkla yüklenmemiz beklenmektedir.
İş Güvenliğinin tarafı olan “İŞVEREN” ise devletin hazırladığı yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmek ve çalışanı gözetmekle yükümlüdür. Uzman da kendisine ücret ödeyen işverenine, yasal mevzuatın uygulanması konusunda danışmanlık ve rehberlik yapacaktır. Uzmanlar bu sorumluluklarını yerine getirirken, “Hakemlik” görevini de vicdanı ve cüzdanı arasında kalmadan dürüstlükle yapmak zorundadır!
İşverenin çalışanı olalım ya da olmayalım, işverenin işletmesinde olası meydana gelebilecek herhangi bir yaralanmalı ya da ölümlü iş kazasını öngöremezsek, aleyhimize yönlendirecek her türlü hukuki kovuşturmada işverene karşı sorumlu olmaktayız.
DEVLET, bildirmezsen, sorumlu Uzmandır diyor.
İŞVEREN, öngörmezsen, Uzman olarak sen sorumlusun diyor.
İş Güvenliğinin tarafı olan “ÇALIŞAN” ise, devletin hazırladığı yasal mevzuatın gereklerine ve “İŞVERENİN” aldığı iş güvenliği tedbirlerine uymakla yükümlüdür. Uzman da devlet ve işveren adına “ÇALIŞAN”ların iş güvenliği önemlerine uyup uymadığı konusunda saha gözetimleri ve denetimlerini yapmakla sorumludur. Çalışanın zarar gördüğü yaralanmalı ve ölümlü iş kazalarında da, Uzman önceden tehlikeyi öngörememişse, çalışanın açacağı tazminat davalarında sanık olacaktır.
EĞER HÂKİM KARŞISINDA SANIK SIFATIYLA İFADE VERİYORSAK; İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI OLARAK, TARAF OLMAYI BAŞARAMADIĞIMIZ BİR OLGUDA, İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİNİ, NE KADAR GÖZETİR VE YERİNE GETİREBİLİRİZ?
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar