Bir gece vaktiydi. Çökertme’de ay denizle sarmaş dolaştı. Balkonda yapayalnızdım. Kulağıma sanki gaipten bir ezgi üfleniyordu.
Dağı dağa kavuşturan ben idim
Suyu suya eriştiren can idim
Yükledim mi gece vakti kaçağı
Karanlıkta ışılayan gün idim
Suyu suya eriştiren can idim
Yükledim mi gece vakti kaçağı
Karanlıkta ışılayan gün idim
Uyu Memik oğlan uyu, öte gecelerde büyü.
Bunu Zülfü Livaneli’den dinlemiştim. Şiirin Ülkü Tamer’e ait olduğunu da biliyordum.
Ağıt çalılıkları aralayıp koya doluyordu.
Kimdi bu kadın?
Sanki Memik oğlanı o doğurmuştu. Yas onun yasıydı.
Leman Sam’ı işte o Memik Oğlan’la sevmiştim.
O Leman Sam, bayram öncesi attığı bir twettle gündeme oturuverdi.
Leman Sam bir sanatçıdır. Ona yanıt vermek her şeyden önce bir sanatçıya düşer.
Ama öyle olmuyor.Dinle ilgili her alanı kendi tapusunda görenler, hemen koro halinde saldırıya geçiyorlar.Çünkü işleri güçleri vatandaşın saf din duygularından nemalanmak.
“İnternette bir şey okudum, kanım dondu” diye söze başlıyor ağlak adam: “Ses sanatçısıymış, sanatkârmış. Haşa ben ona şarkıcı diyeyim. Böyle sanatçı olmaz.” diye fetva verdikten sonra hızını alamıyor “Yazık. İşte bu, Türkiye’de bazılarında edebin, hayanın, iffetin, inancın ne kadar yozlaştığını ve bazıları için ne kadar kötü bir şey olduğunu gösteriyor.” Sözleriyle haysiyet cellatlığının gereğini yapıyor..
Bana göre de Leman Sam’ın IŞID terör örgütüyle kurban arasında bağ kurması maksadını aşan bir ifadedir. Ancak her kurban bayramında televizyonlarda izlediğimiz görüntüler hangi duyarlı kişiyi, etkilemiyor ki?
Kurban, salt Müslümanlara has bir ibadet değil. Tarihin her döneminde “kurban” ya da adak inancı var.
Eski Türkler de Yur_su ve Gök Tanrı’ya kurbanlar sunarlardı. Dahası Eski Türklerde kurbanlar kanlı kansız olarak ayrılırdı: Saçı denen kansız kurbanda kendi emmeğiyle kazandığı ve en kıymetli sandığı kımız, bulgur, süt, yağ, rakı, şarap vb çeşitli yiyecek içecek maddelerinin bir yere saçılması söz konusudur.
Yaşadığımız bölge Karya’da da kurban ya da adak geleneği vardı.
Lagina kutsal alanında yapılan ayinlerde kesilen kurbanlar ayinleri izleyenlere dağıtılırken, Panamara’da ergenlik dönemine giren erkek çocuklar saçlarından bir parçayı kesip tapınakta bırakırlardı.
Peki, yaşadığımız çağda “kurban “ inancı sorgulanamaz mı?
Ben;
“Ey canı için Tanrı’sına can adayan!
Kendin için başka canları adayacağına,
Kendinden bir parça adasan Tanrı’na.”
Kendin için başka canları adayacağına,
Kendinden bir parça adasan Tanrı’na.”
diyenlerdenim.
Bu şekilde düşünmem etyemez olmamdan falan değil. Saçından kopardığı bir teli tapınağa bırakan Karyalı gencin, kendi emeğiyle kazandığı yiyecek ve içeceklerden doğaya bırakan Şaman Türk’ün, Tanrı’sına canlı kurban eden kişiden daha uzak olduğuna inanmamamdandır.
Bildiğim kadarıyla hiçbir din kitabında ibadet için başka bir canlıya eziyet hakkından söz etmez.
“Allah canımı çektirmeden alsın.” dileği de bu topluma ait bir dilektir.
Hal böyleyken vatandaşı süpermarketlere mahkûm etmek için mezbaha dışında hayvan kesimini yasaklayanların, bayram gelince kendi çıkardıkları yasaları çiğnemelerini sorgulamazlık edemeyiz.
Sayın Arınç, on iki yıldır bu ülkede iktidarda olan bir partinin en güçlü adamlarından biridir. Bu ülkede hâlâ kurban bayramlarında apartman çatılarında, banyo küvetlerinde hayvan boğazlanıyor, dozer kepçeleriyle hayvanlar eziliyorsa ona buna ahlak dersi vereceğine vatandaşın ibadetini rahatça yapacağı sistemleri kurmakla meşgul olmalıdır.
Bize göre bugünlerde kendi açtıkları kan çukurunda Mehmetçik’i kurban etmek için bin bir bahane peşinde koşan ve vur abalıya mantığıyla gündem değiştirmeye kalkanlar, Leman Sam’a söyledikleri sözlerin neresinde olduklarını iyice tartmalıdırlar.






















