Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
DR. Şevket YANAR

DR. Şevket YANAR

Mail: sevket@demecgazetesi,com

Yaşadığımız Yer

Okurlarım, Nebiköyü’nde doğmuş,
Yıllardan beri Yatağanımızda yaşayan
Yatağan sevdalısı bir kişiyim
Nebiköy ve Yatağan benim için
Bir elmanın iki yarısı gibidirler. Yatağan çocuklarımın
Doğduğu büyüdüğü ilkokulunda okuduğu bir yerdir
Gün oldu ben ve çocuklarım okumak uğruna
İzmir’e, İstanbul’a gitmek zorunda kaldık.
Okumak uğruna nelere katlanmadık ki
İnsan nereye giderse gitsin
Köyü, ilçesi, çocukluğu,
Anıları onunla gidiyor
Kalp denilen
İnsanın yumruğu kadar
Büyük olan bir yerde 
Taşıyor. Onları…
Yatağanımız…1965li yıllarda küçük bir ilçeydi
Nüfusu 3000 civarındaydı
Bir memur tayin olup geldiğinde ev bulmak
Zordu. Çünkü insanların ihtiyacı kadar 
Evleri vardı.
1970’li yıllarda santralle, 80li yıllarda 
Yem ve süt sanayi fabrikaları ile birlikte nüfus 
Hızla artmaya başladı.2000li yıllarda buna 
Mermer sanayi eklendi.
İş ve ekmek, okumak uğruna insanlar
Yatağanımıza köylerimizden de başka il ve 
İlçelerden de insanlar taşındılar. Bu insanlar 
Yaşadıkları yerleri bırakıp geldiler…
“1950 yılına kadar Ahiköy idik
Sokaklarımız dardı
Tek katlı toprak çatılı ya da iki katlı kiremit 
çatılı badanalı evlerimiz vardı.”
Nüfus artınca ev, sosyal tesis, 
Siteler ihtiyaç olmaya başladı.
Nüfusumuz yıllar içinde 20 bine çıktı
Evleri çoğaltmaya, büyütmeye başladık
Termik santral iş temin etti
Neredeyse her evden bir kişi iş imkanı sağladı
İstihdam sağladı diye sevindik
Santral yapılırken Polonyalı işçiler ve aileleri
Yatağanımıza renk kattılar. Santral Yatağanımıza
Geceleri ışığı ile büyük şehir havası verdi
Ama termik santralin kömür tozları, bacalardan
Çıkan gazlar hele yağmurlu havalarda asit 
Yağmuruyla karşı karşıya kaldık
Kış günleri duman altında yaşadık
Gecenin birinde boğazlarımız bazı günlerde
Öylesine çok yanardı ki…sonra desülfürizasyon 
Tesisleri geç de olsa yapıldı.
Evlerde kömürden onun kokusundan 
Ve dumanından yaşanılmaz haldeydik
Odun ateşinden odun sobasına
Odun sobasından kömürlü sobaya
Kömürlü kaloriferden de 
Daha temiz doğal gaza geçtik
Epey rahatladık
Hele yaşlılar için doğal gaz
Çok büyük kolaylık ve rahatlık sağlıyor
Akşamları hava kirliliğinden 
Sokağa çıkamaz, yürüyemezdik…
İnsan bir şehirde ne arar?
Bu soruyu çoğu zaman kendime sormuşumdur
İnsanı bir kent, bir şehir, bir kasaba
Hangisi olursa olsun her şeyden önce 
Yürümeye davet etmeli
Görülecek yerler olmalı
Yürüme yollarıyla oralara erişebilmeli
İnsan evinden çıkıp sokağa girdiğinde 
Hem yolda denk geldiği insanlar
Hem de sokağın manzarası, görsellik
Onun yürümesini yavaşlatabildiği 
kadar yavaşlatmalıdır. 
Kaldırımda yürürken köşebaşlarında
Kısa bile olsa bir dostla, bir tanıdıkla
Sohbet etmek insana keyif verir.
Bir kent nasıl sağlıklı olur, nasıl sağlıklı kalır
Diye hep yazılarımda dile getirmeye
Çalışıyorum
Bir kentte trafik yoğunluğu ne kadar
Azaltılırsa o kadar sağlıklıdır, Yatağanımızda yaklaşık 20.000 araç var
Yine bir kent oturma yerleri (banklar)
Zaman geçirme fırsatı veriyorsa o kadar
Sağlıklıdır.
Bir kent insanın yürümesine elverişliyse
Hava almasına ne kadar fırsat veriyorsa
Bir kent ne kadar çok ağaç dikme 
fırsatı veriyorsa bir o kadar güzel bir o kadar sağlıklıdır
Biliyorum, sanayi yüzünden
her geçen gün trafiğin artmasından
bulvarımızdan her gün binlerce geçen arabaların
egzoz gazından başta cadde kenarındaki evler
olmak üzere hepimiz muzdaribiz. 
Yürüme mesafesindeki dükkanlarımıza 
Arabayla gelmekten vazgeçelim. Yürüyelim.
Cadde kenarındaki evlerin 
Balkonunda çiçek koyalım 
Çiçek yetiştirelim
Arabamızı gerektiğinde ve haftasonu kullanalım.
Dükkanlarınıza çiçek koyun
Bilgisayar, internet, TV ışınlarına
Karşı kaktüs dikin
Artık bina değil,
Park-otopark-ağaç zamanı
Yürüdüğümüz yer her ne kadar
Sanayi kentine dönüşmüş olsa da 
Biz elimizden geldiği kadar
Sağlıklı kalabiliriz
Daha güzel daha sağlıklı günler dileğiyle…

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar