Bilimadamları; “Değişmeyen tek şey, değişimdir!” derler ya? Bu çok doğrudur…
Peki, 2015 yılıyla birlikte İlçemizde ne gibi köklü değişiklikler oldu?
--Aylarca süren “Özelleştirme Karşıtı” direniş sonucunda, Termik Santral, GELİ v Sosyal Tesisleri iktidarın baskısıyla özelleştirildi… Sendikalar, yaptıkları açıklamalarla; çalışan üyeleri için, devletteyken sahip oldukları haklara aynen sahip oldukları, karşılıklı imzalarla tutanak altına alındığını beyan ettiler…
--Bu tesisler devlet elindeyken, iktidar partisi baskısıyla görevlerinden alınan GELİ Müessese Müdürü ve benim de yakından tanıyıp, çok saygı duyduğum sayın Yüksel Akın ile Termik Santral Müdürü sayın Nuri Şerifoğlu, bu yerleri satın alan şirket tarafından hemen eski görevlerinin başına getirildiler… İnsan şimdi sormadan da edemiyor: Eğer başarılı idilerse, bu iki Müdürümüz niye o zaman görevlerinden alınmışlardı? Başarılı işler yapmadılarsa, özel sektör neden bu iki Müdürümüzü hemen geri getirdi?
Doğrusu çok da merak ediyorum; bu sürgünleri yapanlar, bugün pişmanlık içindeler mi? Herkes bilir ya; özel sektörde ilk kural şudur: Başarısız kişiler, babalarının oğlu olsalar bile asla orada çalıştırılmazlar!.. Böyleleri, ancak devlet teşekküllerinde kendilerine yer bulabilirler…
--Termik Santral ve GELİ Sosyal Tesisleri içindeki lokantalar, Yatağan insanı için değişmez ve sağlıklı uğrak yerleriydi. Misafirlerimizi götürebildiğimiz güvenli yerlerdi, şimdilik bitti… Geniş salonları, siyasi partilerin yemekleri, toplantıları için çok iyi hizmetler veriyordu, bitti…
--İlçemizin 39 Köyü ve 5 tane de Beldesi vardı. Bu beldelerin 5 tane de belediyesi vardı. İktidar partisi zoruyla Muğla’nın Büyükşehir olması nedeniyle, 39 Köy ve 5 Belde, birer “Mahalle” oldular, İlçe Belediyesi hizmetleri, malları ve bazı gelir kaynakları Büyükşehir’e kaydırıldı, hükümranlıkları bitti!.. Hizmet araçları, memurları ve işçileri gittiler. Tabii ki, anında görülen hizmetler de onlarla birlikte göç (hicret) ettiler ve halkımız adeta, elinden zorla oyuncağı alınmış çocuklar gibi şaşkın, çaresiz halde eski güzel günlerini arıyorlar…
--Muhtarlar birçok yetki ve selâhiyetlerini, araç ve binalarını kaybetti, bütçeleri kalktı, ellerinde mühürleriyle ortada kalakaldı, halkla devlet arasında sadece duyuru yapan ilân kurumu görevini ifa eder oldular…
--Nice seçimler geçti, nice sosyal etkinlikler yapıldı, nice sözler verildi; ama Yatağan Yüksekokulu binası hâlâ çıplak, yalnız ve üvey evlât gibi tepeden, acı ve acz içinde bize bakıp, “şu kara Kış gününde sırtımı giydirecek birileri gelir mi acaba?” diye gözetleyip duruyor…
--Yeni yılla birlikte işsizlik biraz azalır, dolar biraz düşer, maaşlara yeni ve yeterli zamlar gelir, ‘İcra Dairesi’ dosyaları bir miktar azalır umuduyla beklerken; işsizlik oranı % 10.76’ya çıktı, işsiz sayımız 10 milyon 76 bine ulaştı… Dolar, 2 lira 50 kuruşun üzerine fırladı!.. Bunun sonucunda yolcu fiyatları arttı… Çiftçinin arazi sürme, nakliye, gübre, tohum, zirai ilâç fiyatları fırladı… Enflasyon resmi oranı % 10 civarında iken, emekliye ve memura yine % 3 maaş zammı verilerek, daha çok borçlanmalarına ve daha da ezilmelerine sebep olundu…
--Dışarıdan gelerek alışveriş yapamaz hale gelen birçok esnaf, artık Çarşamba ve Cumartesi Pazarlarına gelmez oldu…
Görülen o ki; 2015 yılında da Garp Cephesi’nde değişen bir şey yok, Şark Cephesi’nde azgınlık baki görünüyor dostlar… Umudumuz yine 07 Haziran Genel Seçimlerine ve ileriki yıllara kaldı… Umut, yine Yatağanlıların ekmeği oldu, ye Memedim, ye!..
Sakin KOŞAR…



























