Seneler ah o seneler…
Sevgili okurlarım, 1981 yılının yine böyle bir
Ağustos ayında muayenehanemi açtım. Yatağanımızda ve
Çevresinde geride bıraktığım 42 yılda gitmediğim
Köy ve girmediğim ev yok gibidir. Kavaklıdere’nin Milas’ın
Köylerine de gittim.
Gece gittim. Gündüz gittim. Hastaydım
Gittim. Bayram günleri de bir yere gidemezdim
Bazen tek doktordum. Bazen iki doktor bazen 3 doktorduk
Sonra sağlık merkezi hastane olunca çoğaldık,
Meslektaşlarım ister hastanede ister aile hekimliğinde
isterse toplum sağlığında olsun güzel hizmet veriyorlar.
Bir gün Söke’nin bir köyüne hastaya
çağrıldım. Yatalakmış beni tavsiye etmişler
hastayı muayene ettim. Yolda dönerken şiddetli kusma
ve karın ağrısı başladı bende.
Oradan Kuşadası’nda kayınpederimin
yazlığına attım kendimi. Sitede bir doktoru
aradım. Yemekteyim dedi gelmedi. Kendi kendime serum takıp
iyileştim. Tıbbın ishal gibi gıda zehirlenmesi gibi enfeksiyonlar gibi
akut hastalıklarda çabuk iyileştirici etkisi
vardır. Çabuk tedavi edilmesi gerekir.
Ben bir insanda sevgi, bilgi, inanç olması gerektiğine
Bir insanın iyi bir insan iyi bir yurttaş
olması gerektiğine inanırım.
İnsanın doğduğu yere ve
Doyduğu yere borcu olduğuna
İnanırım
Ülkemi seviyorum demek
Yetmez, insanın gücü kadar
Ülkem için ne yapabilirim diye
Düşünmesi gerekir. Vermek zordur ama insan olmaktır. Kendini
Düşünen canlı başkasını düşünen insandır.
Çünkü hayırın büyüğü küçüğü
Olmaz. Köy yollarında yol kenarında bulunan
Çeşmelerden çok su içtim. Serinlemek
Açılmak için çok yüzümü yıkamışımdır
Hayat yolunda bir şey yapacaksanız
En doğrusu eksiği görmek ya da farklılık
Yaratmaktır. Bir ağaç diktiğimizi
düşünelim Ağaç vardır 8 kişiye, ağaç vardır 80 kişiye
oksijeniyle hayat verir. Ağacın dalları kuşların yuvası olur
cıvıl cıvıl ötüşleriyle bize keyif de verirler.
Ağaçlar hele Yatağan’ımızda termik santralin yarattığı
hava kirliliğine ve her gün bulvarımızdan geçen binlerce
aracın egzoz dumanına karşı sigortadır.
Bir şehri çöplerinden belediyenin temizlik işçileri
havasını ise ağaçlar temizler.
1996 yılında sağlık merkezimiz vardı Yatağan’ımızda,
sağlık ocağı ihtiyaçtı onu yaptık.
Orada hastalar bakılırken
çok mutlu olduk.
Bağyaka köyü altında kömür olduğu için
taşınıyordu. Taşınan yere cami yapma fırsatı elime geçti.
Ben bir köy çocuğuyum.
Köyü köy yapan güzelleştiren
cami ve okuludur.
Köyde öğrenci yoktu. Doğduğum köyde olduğu gibi.
Yaptığımız sağlık ocağı için
Çankaya Köşkü’ne davet edildik.
Devrin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in elinden plaket
aldık.
O plaketi
Süleyman Demirel’in elinden değil de
devletimizin, cumhuriyetimizin, Atamızın elinden alıyor gibi
hissettik. Öğretmenler günüydü.
Babam çok ağır hastalandı.
Ege Üniversite’me götürdüm, yatırdım.
Bir gün rahmetli belediye
başkanımız Hasan Haşmet Işık babamı ziyarete geldi üniversitemize.
“Mahmut Amca buradan çıkınca sana Atatürk heykelinin açılışını
yaptıracağım” dedi.
Babam hasta yatağından doğrulup gözleri
dolu dolu oldu.
Babam “inşallah oğlum Hasan” dedi. Sonra
“senin adını bir yere vereceğim örnek olsun amca” dedi.
Babam “bunu daha çok oğlum hak ediyor, çok geceler
uykusuz kaldı,
onunla beraber biz de kaldık, ona ver” dedi.
Hastalarına koştuğum,
40 yılımı verdiğim güzel Yatağan…
Seneler ah o seneler…






















