Ülkemizde son yıllarda çevrilen ‘Sinema Filmlerinin’ en unutulmaz ve en ilginç olanlarından biri, 2014 yılında bizim Bodrum civarında çevrilen “Mandıra Filozofu” idi... Başrollerini Müfit Can Saçıntı (Mustafa Ali adlı, Mandıra Filozofu) rolüyle, merhum Rasim Öztekin de (Zengin İş Adamı Cavit Bey) rolüyle gişe ve izlenme rekorları kırmış, defalarca da TV’lerde gösterilmiş, halkımız tarafından da çok beğenilmişti, hatırladınız mı?
Filmi izleyen herkesin aklında kalan birkaç şey şunlardı: “Ben çalışmaya karşıyım... Ben TV ve Bilgisayara karşıyım... Ben saate karşıyım... Ben paraya karşıyım... ‘Emeklilik’ diye bir şey yoktur, bunu biz insanlar uydurduk... ‘Stok Yapmak’ insanlara mahsustur; siz hiç stok yapan Kaplan veya Kuşa rastladınız mı? Ben stok yapmaya da karşıyım!..” Bu sözlerin hepsi, Mandıra Filozofu lâkaplı, dört üniversite bitirmiş Mustafa Ali’ye ait sözlerdi, bunu da hatırladınız mı? Bu sözleriyle, kendi yerini satın alıp da turistik devasa binalar yapacak olan ‘Cavit Beyi’ yoldan çıkarmış, en sonunda onu da kendisi gibi yaşamaya ikna etmişti...
Dikkat ettiyseniz eğer, son günlerde sık sık ekranlara çıkarılan, Sosyal Medyada her gün görüşleri yayımlanan, daha 46 yaşındaki bir “Profesör Doktorumuz” ortaya çıktı... Sadeliği, giyimi, kuşamı; her konuda ileri sürdüğü fikirleri ile çok dikkat çekmeye başladı!.. Adı, “Prof. Dr. Oytun ERBAŞ...” Bütün okullarını çok iyi derecelerle bitirmiş, ama şimdilerde işsiz ve cebinde parası da yok!.. O da bütün programlarda evliliğe, çocuk yapmaya, zorunlu çalışmaya, iyi giyinmeye ve pahalı yemeklere karşı olduğunu söylüyor, kendisi de ne bulursa yediğini söylüyor!..
Geçende bir TV programında, şu anda hapiste olan gazeteci Fatih Altaylı’ya demediğini koymamıştı!.. Dedi ki; “O bir gazeteci filân değil, klik o, klik!.. Beni üniversitedeki işimden Fatih Altaylı attırdı!.. Hazırladığımız 10 Milyon TL’lik araştırma yatırımımızı o mahvetti, inşallah hiç hapislerden çıkmaz!” diyordu... (Klik, İngilizce bir sözcük olup, Türkçe karşılığı ise ‘Bölek’ demektir...)
Birinde TV spikeri soruyordu; “Çok paranız olsa ne yapardınız, yine de evlenip rahatınıza bakmaz mıydınız?” deyince, ona aynen şöyle dedi: “Hayır, ben çok parayı sevmem!.. Olursa da götürüp anneme veririm... Evlilik, çocuk yapmak, bana göre değil; ben kendi başıma istediğim gibi özgür ve bağımsız yaşamayı seven birisiyim!” demiş, hemen cebinden cep telefonunu, kimliklerini, cebinde kalan sadece 100 TL’sini gösterip; “Bak benim telefonumun şarjı dahi yoktur, konuşma ihtiyacı duymam ki... Şu pasaportum, şu nüfus cüzdanım, şu da uzun süredir cebimde olan 600 TL’den kalan param, kredi kartı asla kullanmam” diyordu...
1978’de İzmir’de doğan Prof. Dr. Oytun Erbaş; 2018’de Doçent, 2023 yılında da Profesör oldu... Bir ‘Asperger Hastası’ olduğu açıklanan Oytun Erbaş; “Gebze-Demiroğlu Bilim Üniversitesi-Deneysel Tıp Enstitüsü” kurucusu ve yöneticisidir... Tıp ve Yaratılış alanında birçok araştırmaları ve görüşleri vardır...
Diyeceksiniz ki; “Yahu bunca eğitim almış, bunca Tıbbî araştırmalar ve çalışmalar yapmış bir insan, neden biz normal insanlar gibi davranmıyor-düşünmüyor-yaşamıyor!?” Büyük buluşlar yapmış ünlü Bilim İnsanlarının çoğuna baktığınızda, bize aykırı gelen bazı davranışları olduğunu görürsünüz... Geçende spiker Buket Aydın ile konuşuyordu, dedi ki; “Tıptan nasibini alamamış bazı diyetisyen hanımlarımız anlatıyorlar; “Kirazı yiyin, sapını sakın atmayın, diyorlar... Ne yani, ülkede kiraz bitti de, bizler onun sapına mı kaldık? Ben hiç kiraz sapı yemedim, yemem de; bırakın onlar yesinler!..” Gel de bu görüşüne katılma şimdi...
Evet, son günlerin yeni ‘Mandıra Filozofumuz’ Prof. Dr. Oytun Erbaş da bunlardan biri işte... Bazıları hiç düşünmeden, hemen böyle davranış gösterenlere “Deli, Aykırı” yaftaları yakıştırması hiç de mantıklı değildir!.. Tabii ki bunlar olacak, bize yeni ufuklar açacaklar, bizler de çoğunluğa uyarak, kurallara uygun yaşamaya devam edeceğiz...























Yorum Yazın