Dünyada sancılı başlayan çalışma koşullarına işçilerin isyanları 18. Yüzyılda ABD’de başlamış, oradan bütün dünyaya yayılmıştı... Bazı Avrupa ülkelerinden sonra, Osmanlıda da 1908’de “II. Meşrutiyet” ilân edilmiş, o zamanlar Osmanlı sınırları içinde bulunan, şimdi ise Yunanistan’a ait Üsküp ve Selânik’te Padişahlık tarafından 1909 yılında ’01 Mayıs Kutlamalarına’ izin verilmiş; oradaki sokaklarda Türk, Rum, Yahudi ve Bulgar işçiler kol kola sokaklarda yürüyüp, ilk bayramlarını beraberce orada kutlamışlardı... İstanbul’da ise ilk bayram, bunlardan tam üç yıl sonra, ‘1912 Yılında’ kutlanabilmişti...
İşgalden kurtulup, 29 Ekim 1923 yılında “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” kurulmuş, 1950 yılına kadar süren CHP yönetimlerinde ve ‘1950’de Demokrasiye Geçilen’ yıllarda bu işçi bayramı hiç sorun olmamış, her 01 Mayıs günü kutlanmıştı... Bu durum, İstanbul-Taksim’deki 1977 yılındaki “Kanlı 01 Mayıs” kutlamalarına kadar sürmüş, bu katliamda 30 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlercesi de yaralanmıştı!.. İlk kez Taksim Kutlamaları 12 Eylül 1980 askerî darbesi sırasında yasaklandı!.. 2013 yılından sonra ise, yeni çıkarılan yasalarla bu ‘Taksim Yasağı’ sürekli kalıcı hale getirildi, sendikal ve siyasal faaliyetlere tamamen yasaklandı!..
Nedir “01 Mayıs İşçi-Emekçi Bayramının” anlamı, neler yapılır o gün: “1 Mayıs İşçi Bayramı, dünya genelinde emekçilerin birlik, dayanışma ve hak arayışını simgeleyen özel bir gün olarak kutlanır... Demokratik ülkelerde bu gün anlayışla ve sorunsuz bir şekilde kutlanır... Devlet de, sadece kutlama yapan işçileri koruyucu tedbirler alır, kutlamalara müdahale etmez...”
Yıl olmuş 2026... Padişahlık dönemindeki ilk kutlamaların üzerinden tam ‘117 Yıl’ geçmiş, bir de şimdiki ’01 Mayıs İşçi Bayramı’ kutlamalarına bir bakınız!.. Daha 30 Nisan 2026 gecesinden itibaren, ertesi günü 01 Mayıs 2026 günü sabahın saat 05.00’inde; halkın geçebileceği en önemli caddeler, kavşaklar, limanlar, metro ve karayolları geçişlere kapatılıyor, en büyük meydanlar toplantılara yasaklanıyor, her taraf polis ablukasına alınıyor, bazı küçük meydanlar gösterilip; “İşte burada kutlama yapacaksınız” deniliyor, buna itiraz eden sendikalı-sendikasız işçiler, muhalif siyasiler coplanıyor, gözlerine biber gazı sıkılıyor, gözaltına alınıyorlar!.. Her yıl aynı filmi izliyoruz, yalan mı?
Peki, oturup da bir de şöyle düşünelim bakalım: “Zaten meydanlara girişte dokuz türlü aramadan geçen bu işçilerin yanlarında silahları mı var, tanklar-tüfekleri mi var? Orada toplansalar ne olacak? Hepsi bu ülkenin emekçileri, vergi veren T.C. vatandaşları olarak, kendi ülkelerine ne zarar verecekler ki !? Nedir bu kadar sıkı denetim, nedir bu kadar sıkı yasaklar kardeşim!? Her seferinde zannedersiniz ki; buraları işgale gelmiş düşman askeri muamelesi görüyorlar!.. Halbuki yapılacak iş çok basit: Bütün polislerimiz, durdukları yerde tam ‘180 derece geriye dönüp’ de, bu bayramını kutlayan işçileri sıkıştıracaklarına, bulundukları yerde, dışarıdan gelebilecek saldırıları önlemek için çaba sarf etseler, hiçbir sorun yaşanmayacak!.. Daha ne zamana kadar böyle düşünüp de, böyle davranmayı bileceğiz bakalım !?
Evet, gelmişiz 2026 yılına, bizdeki 01 Mayıs İşçi Bayramı’nın 117’nci yılını kutluyoruz; yine kaç işçimiz gözaltına alındı, kaçı coplandı, kaçının gözüne biber gazı sıkıldı acaba? Peki, işçiye muamele böyle de; zaman zaman ücretleri ödenmeyen işçilerin ‘Patronlarına’ ne yapıyorsunuz acaba? İşçisinin ücretini ödememek Anayasal bir suç değil mi? Neden bunları da şafak vakti toplayıp da, yargı önüne niye getiremiyorlar acaba!? Bu olaylar böyle devam ettikçe, biz vatandaşların bu soruları da böyle devam edecektir... Ben yazmayacağım; lütfen Avrupa ülkeleri ile bizdeki sendikalı işçi sayılarını bir karşılaştırınız, ne hale geldiğimizi bu rakamlardan kendiniz de görebilirsiniz...























Yorum Yazın