1520 yılında babası Yavuz Sultan Selim’in ölümüyle tahta geçen tek oğlu Süleyman,Hospitalier Şövalyeleri'nin bulunduğu Akdeniz'deki Rodos Adasına karadan sefer düzenledi... Kuşatmaya katılacak olan Osmanlı donanması ise, Haziran 1522'de adanın "Cem Bahçesi" körfezine demir attı. Padişah Süleyman'ın da arasında olduğu kara kuvvetleri, kara yoluyla geldikleri Marmaris'ten, gemi yoluyla 28 Temmuz günü adaya geçti. Yaklaşık 100.000 kişi ve 400 gemiden oluşan Osmanlı ordusu; 6 aydan fazla süren kuşatma, 26 Aralık 1522'de şövalyelerin başı Philippe Villiers de L'Isle-Adam'ın teslim koşullarını kabul etmesi ve adanın hâkimiyetinin Osmanlı İmparatorluğu'nun eline geçmesiyle sona erdi. Adada Hristiyan kimliğiyle yaşayan Cem Sultan'ın oğlu Murad ve Murad'ın oğulları boğduruldu, eşi ve iki kızı İstanbul'a gönderildi. Rodos'un alınmasının ardından şövalyelerin elinde bulunan Bodrum, Tahtalı ve Aydos kaleleri ile İstanköy ve Sömbeki adaları da alındı...
Kanuni Sultan Süleyman, 1522 yılındaki Rodos Seferi için ordunun başı olarak, 16 Haziran 1522 Pazartesi günü İstanbul'dan ayrılarak Üsküdar'a geçmiş ve orduyu harekete geçirmiştir... O tarihlerde karadan hareket eden bütün ordularda doktorlar, aşçılar, hayvan bakıcıları, inşaat ustaları, köprü kuracak ustalar, konaklama yerlerinde çadır kurucular... gibi pek çok meslek erbapları da bulunurdu... Bunların çoğu ordunun önünde gider, geçişleri kolaylaştırır, engebeleri kaldırır, ordunun hızlı gitmesine yardımcı olurlardı... O yollarda bu gidiş ve gelişler çok meşakkatli, çok zor ve tehlikelerle dolu gidişlerdi...
Aydın üzerinden gelip, Gökbel mevkiindeki engebeli yolları geçen ordunun bir kısmı, bir süre şimdiki Yatağan İlçemizin “Nebiköy” çevresinde konaklayıp-dinlenmiş, büyük bölümü ise, başlarında Padişah Kanunî ile birlikte Bozüyük-Değirmenbaşı mevkiinde çadırlarını kurarak, günlerce burada konaklamışlardır!.. Bu arada ordu boş durmamış, Akçay üzerine bir köprü, topluca namaz kılacakları bir Camii ve bir de Hamam inşa etmişler, bu eserleri de hâlâ ayaktadır!.. Ayrıca, o tarihlerde bu mevkide ikamet eden köylülerimiz, çok yaygın olan “Sıtma Hastalığını” Padişah Kanunî'yeşikâyet etmişler, ne yapmaları gerektiğini ona sormuşlar, o da karşı dağda bulunan “Kırtaş Mevkiini” işaret ederek; “Şu bataklıktan uzaklaşıp, karşıda görünen ‘boz höyük’ tarafına gidiniz” diye öğüt vermiştir!.. Zamanla bu ‘Boz Höyük’ söylemi “Bozüyük”e dönüşmüş, bazıları şimdilerde buranın adını ‘Güzel Köy’ deseler de, resmiyette hâlâ da mahallemizin adı eski tarihi adıyla anılmaktadır!..
Ordu burada bir süre dinlendikten sonra da; sırasıyla Bayır, Pisi (Yeşilyurt), Yerkesik Kasabaları sonrasında, kara yoluyla Marmaris Limanı’na ulaşmıştır... Buradan gemilere binen ordu Rodos’u kuşattı... 20 Aralık 1522’de Rodos işgal edildi, Kanuni Sultan Süleyman da 02 Ocak 1523’te İstanbul’a döndü... Padişah Kanunî bu sırada 28 yaşında idi... Fatih zamanında alınamayan Venediklilerin elindeki Rodos’un alınması, Kanunî’ye dünya çapında bir saygınlık ve prestij sağlamıştı...
Osmanlının ‘10’uncu Padişahı’ olan Kanunî Sultan Süleyman (1494-1566), 1520 yılında tahta geçmiş, tam 46 yıl hüküm sürmüş, 1566 yılında ölmüş, yerine de nikâhlı eşi Hürrem Sultan’dan olma oğlu ‘II. Selim’ (Sarı Selim-Sarhoş Selim) tahta geçmişti...
Osmanlının 36 Padişahı içinde, 46 yıl ile tahtta en uzun kalan Padişah Kanunî’dir... İlk oğlu Şehzade Mustafa’nın ve damatları olan Pargalı İbrahim Paşa’nın boğdurması ile de anılsa; o ‘Cihan Padişahı’ olmuş bir yönetici, son nefesini de bir sefer sırasında vermiş bir kahramandır!.. Rodos Seferinde bizim buralardan geçmesi, bazı kalıcı eserler ve anılar bırakması, biz Yatağan ve Muğlalılar için de çok kıymetlidir!..























Yorum Yazın