Milli Eğitim Bakanlığı, Güneydoğu'da eğitime ara verilen yerlerle ilgili açıklama yaparak; "Lüzum görülmesi halinde öğretmenlerimizin Hizmet İçi Eğitim sürelerinin uzatılması, yenilenmesi veya idari izinli sayılmaları hususu, her yerleşim yeri için farklı özellik arz edeceğinden, buralarda alınacak tedbirler Valiliklerce belirlenecektir" dedi…
Halkımızın; “Bayram değil, seyran değil, enişte beni niye öptü?” sözü vardır ya? Güneydoğu’daki bazı İlçelerde görevli öğretmenler, durduk yerde çekilen birer SMS ile memleketlerine gönderildiler…
Ardından, diğer İlçe memurları homurdanmaya başladılar; “Bizi başka analar mı doğurdu, niye biz de memleketimize gitmiyoruz?” demeye başladılar… Bazı yerel basında çıkan haberlere göre ise, zati doktorlar başta olmak üzere, çoğu daire amirleri birer görev-izin-rapor uydurup, çoktan uçmuşlar!..
Açıkça söyleyemiyorlar, ama orada adı konulmamış bir savaş yaşanıyor!.. “Seçim sonrası bitecek” denilen terör kurbanlarının cenazeleri peş peşe ve hiç ara vermeden gelmeye, ana yürekleri yanmaya devam ediyor!..
“Hizmet içi eğitim” miş? Durduk yerde nereden çıktı bu eğitim? Öğrenciler ve öğretmenler bu İlçelerin yollarına kazılan barikatlardan, “Barış Süreci” rezaleti sırasında yollara gömülen bombalardan, kurşunlanan-yakılan okullarda hazır bildiklerini anlatamayıp, zati eğitim yapamaz haldeyken, “hizmet içi eğitim” nice oluyor?
Koskoca devlet çıkıp da; “Biz burada terörün hakkından gelemedik, bari eğitime bir süre ara verdik” diyeceklerine; halkı kandırıp, bu hizmet içi eğitim yalanını söylüyorlar!.. Bu işin ne dışı kaldı, ne de içi!.. 3-4 yıldır yığınak yapan, şehirlere yerleşen terör odaklarını göremediniz mi? Bu eli silahlı teröristlerin, bu İlçe sokaklarında “Sobe-Saklambaç Oyunu” oynadıklarını, hasta ziyareti yaptıklarını filân mı zannediyordunuz!?
Bu ülkeyi 13 yıldır kesintisiz ve hiç ara vermeden, başımızdaki iktidar yönetiyor!.. Bu olanlardan sadece kendileri sorumludur!.. Ele geçirdikleri medya gücüne güvenerek, her gün halka yalan söyleyerek bu sorumluluktan kurtulamazlar!.. Görevini yapamayan her öğretmenden, eğitimini alamayan her öğrenciden, tedavisini yaptıramayan her hastadan, soyulan her kurum ve kuruluştan, orada şehit veya gazi olan her asker-polisten, dükkânını açamayan her esnaftan bu iktidar sorumludur!..
Bugüne kadar nice olaylar yaşadık, nice canlarımızı kaybettik, devlet nice zararlara uğratıldı, nice masumlar hapislere atıldı; maşallah bugüne kadar hiçbir iktidar yöneticisinin sorumluluğu üstlenip de istifa ettiğini, ne yazık ki hiç göremedik!..
Son günlerde gözlemlediğimiz bazı olaylar var: Bu iktidardan sebeplenen bazı saldırganlar, ya internet, ya basın, ya da kaba kuvvete başvurarak; sesini çıkaran, eleştiren herkese döner bıçaklarıyla, sopalarla, otomatik av tüfekleriyle saldırır oldular!.. İşin en garip tarafı da, bu adamların takibini yapan güvenlik görevlisi ve Savcıların bulunamaması oluyor!? Herkes korkmuş, sinmiş, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” düşüncesiyle savsaklıyorlar!..
Aylar önce saldırıya uğrayan Ahmet Hakan ve Hürriyet’e saldırı davaları yeni kabul gördü, iyi mi? Bu gidiş iyi gidiş değil, bir koca gidişe benziyor, bilesiniz…
Sakin KOŞAR… 





















