Yıl, 1970 yılını 1971 yılına bağlayan '31 Aralık' günü akşamüzeriydi…
Şeref Köyü'nün Mağara Mahallesi'nde daha dört aylık öğretmendim. Şeref Köyü'nün tek ve çok bakımsız bir “Tuzla Cip”i vardı, sahibi de “Dozer Mehmet” lâkaplı Mehmet Özen idi…
Sevgili eşimle yeni nişanlı olduğumuz için, yılbaşı gecesinde mutlaka köyde olmak, yılbaşı bahanesiyle görüşmek için can atıyordum. Başka zamanlarda, evlerinin etrafında İstanbul surlarını andıran üçer metrelik duvarlar olduğundan görüşmemiz mümkün olmuyordu… O yıllarda şimdiki gibi ev telefonu, internet, herkesin elinde ve her dakika istediğini zırt – pırt arayabileceğimiz cep telefonları yoktu, zati elektrik bile bu olaylardan tam iki sene sonra, 1972'de köye gelebilmişti…
Bizim nesil ise sevgililerine sadece gizli mektuplar göndererek haberleşebiliyorlardı. Tabii, o zamanın Türk filmlerinin; bizim bu mektupların daha kaliteli, edebi değeri daha yüksek olmasında büyük katkıları vardı…
Bu yılbaşı bahanesiyle evlerine bir uğrama fırsatı yüzünden, günler öncesinden Dozer Mehmet'in cipini kiralayıp, elimde şemsiye ile o gün, o soğukta, onun köye gelmesini bekliyordum… Geç de olsa sonunda Şeref'e geldi ve ben hemen arabaya binip, köyümün yoluna koyuldum…
Elekçi Çayı'na gelince, daha köprü olmadığından, Dozer Mehmet, aşırı yağıştan bulanık akan çaya vurdu, cip de tam çayın ortasında kaldı...
Dozer hemen paçaları sıvayıp çaya indi, cip motorunun kayışını çıkardı, ayrılan rot başlıklarını lâstiklerle sıkıca bağlayıp, bana bağırdı: “Hocam, şu kontak anahtarını çeviriver de, cipi çalıştıralım” dedi. Ne güvenli bir araçla köyüme gittim görüyor musunuz?
Aradım, taradım, kontak anahtarını bulamadım ve Dozer'e; “Burada anahtar gibi bir şey yok usta” dedim. Bana; “Yahu, ön camın üstünde dümdüz edilmiş bir çay kaşığı asılı olacak, işte kontak anahtarım odur” demez mi?
Düzlenmiş çay kaşığını kontak anahtarı deliğine sokup, çevirdim. Kendisi açık kaportadan gaz vererek cipi çalıştırdı; “Tamam, gidiyoruz” dedi, o soğukta ıslak ayaklarıyla cipe binip bastı gaza ve tekrar yola koyulduk… İnanın, ben onun bu haline bakarken üşümüştüm…
Elekçi'yi, yani şimdiki Doğanköy'ü geçince kuvvetli bir rüzgâr esti, cipin çadırını arkaya attı, üstümüz açık kalakaldık. Ardından müthiş bir yağmur bastırdı; cipin içinde hemen şemsiyelerimizi açtık, yolumuza devam ettik…
Madenler yokuşundan inerken, ardımızdan gelen kamyonlar, Anadol taksiler, cipler, dolmuşların hepsi bizi sollayarak geçtiler, biz ağır – aksak ve emin adımlarla ve de kaplumbağa hızıyla yola devam ediyorduk.
O zamanlar oralarda ne Hilkat Garibesi kılığındaki şimdiki üst geçit, ne TEK'in sosyal sitesi, ne Total benzin istasyonu vardı, ne TOFAŞ'ta bizim Necmettin cam köşkünde araba pazarlıyor, ne de Kibar Un Değirmeni vardı…
Madenlerden yukarı, küçük sanayiye doğru çıkarken, bir de traktör gelip bizi sollamaz mı? Hemen Dozer Mehmet'e dönüp; “Yahu usta, biz bir tane aracı bile geçemeyecek miyiz bugün?” diye sorunca, bana kaygısızca dönüp; “Yapma be Hocam; bu meretler nasılsa bir yerde duracaklar ya, biz de o zaman bunları geçeriz, görecekler o zaman günlerini” dedi, iyi mi?
Bozarmut'tan Bozüyük yoluna sapınca, yol kenarında yeni inşa edilen binalar vardı. Herhalde oradan bir çivi almış olacaktı ki, Alaşar Çayı'na yaklaşırken ön sağ lâstik patladı. Hemen ikimiz de indik, Dozer'e; “Hadi acele değiştirelim tekerleği, yahu yılbaşını burada geçireceğiz, çok geciktik” dedim. Bana ne dese beğenirsiniz; “Stepne var ama, içinde iç lâstik yok hocam! Ben şimdi patlak lâstiğe yama yapar, şişirir, yola devam ederiz” demez mi?
Artık bütün cinler başıma toplanmıştı! Şemsiyemi ve nişanlıma aldığım hediyeyi öfkeyle kucaklayıp; “Paranı Pazartesi günü, eğer beni köyde sağ salim bulursan alırsan, hadi sana güle güle!” deyip, yola koyuldum. Gecenin ayazında, yol kenarındaki çoban köpeklerinin saldırısı yüzünden ağaçlara tırmanmış, yeni yıla girdikten üç saat sonra köye varmış, nişanlımı görme isteğimi ve hayallerimin tümünü Dozer'in cipinde bırakarak, kendi evime vasıl olmuştum…
Bu yazılanlar yeni nesile masal gibi gelebilir ama, biz bunları bire bir ve gerçekten yaşadık…






















