Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Sakin KOŞAR

Sakin KOŞAR

Mail: sakin@demecgazetesi,com

Can Dündar'dan Başbakan'a Yanıt!...

 Suskunluğunu bozup, 11 Mart 2013 Pazartesi günü açıklama yapan, Milliyet'ten her an kovulabilecekleri söylenen gazeteci - yazar Can Dündar şöyle serzenişte bulundu:

''… Başbakan'ın tepkisi sürpriz değil, gizli kapaklı bir şey de değil. Meydana çıktı ve 'Batsın böyle gazetecilik' dedi. 'Siz bu köşe yazarlarını tutmayın orada' dedi. 'Bunları vitrininize koyuyorsanız, bunları istemiyorum ben' dedi. 'Böyle manşet atmayın' dedi. Yani Başbakanımızın ciddi bir gazetecilik hevesi olduğunu hepimiz biliyoruz. O yüzden bizi istememiş olması beni şaşırtmıyor. İstemiş olması şaşırtırdı ve mesleğimde ciddi bir külfet getirirdi!..

Herhalde Başbakan'ın istediği bir köşe yazarı olarak anılmak, normal bir gazetecinin isteyeceği bir şey değildir. Ama Başbakan'ın istemediği bir gazeteci olmak bizim için bir iltifattır!..

Türkiye hiçbir zaman tek parti yönetimiyle yönetilecek değil herhalde? Demokratik bir ortamda yaşıyoruz. Bu günler geçer, ama gazetecilik kariyerinde inandığımı söylemeyi bildiğim sürece, Başbakan'a rağmen, ya da bazen patrona rağmen doğru bildiklerimi söyleyebilmek, her zaman prestijli bir şeydir...” dedi.

Günlerdir tartışması kasıtlı şekilde sürdürülen “İmralı Tutanakları” demiyorum bakın, ya ne diyorum: “Teröristbaşı Apo'nun sözlerinin yer aldığı tutanakları kim sızdırdı?” tartışması yeni boyutlar kazandı…

Kimse bu tutanaklarda adamın ne dediği, ne demek istediğini, yani esas içeriğini tartışmıyor da, bunları kimin sızdırdığını tartışıyor, iyi mi? Orada geçen hiçbir söylemi tartışılmasa bile; “…AKP'yi biz kurdurduk, 10 yıldır da biz yaşatıyoruz… MİT'ten sonra Başbakan'a darbe yapacaklardı, bunu ben önledim” diyor adam!?

Bu sözler, bir iktidar partisi için yenilir yutulur sözler midir!? Sayın Başbakan bu sözlere cevap vereceğine, bunların “doğru veya yanlış olduğunu” söyleyeceğine; kalkıyor da bu tutanakları kamuoyuna açıklayan, bu sözler üzerine yorum yapan gazetecilerle uğraşıyor…

Çok iyimser açıklamalarla kalıcı bir barış işi yaptıklarını, kanı durduracaklarını, dağdaki eşkıyaları bu anlaşmalarla düze indireceklerini söylüyorlar!

Herkes merakla şunu soruyor: Apo'nun bu açıklamaları orta yerde dururken, bu işin hayırlı bir iş olduğunu gerçekten kendileri inanıyorlar mı acaba? Apo'nun, bu sözleri doğru olsa bile, bunları söylemek ve tutanaklara geçmesini sağlamak zorunda mıydı? Nerede burada iyi niyet ve samimiyet!? Süreci böyle başlayan bir barış sürecinin, istenilen şekilde sürmesi ve bir hayırlı sonuca bağlanması mümkün mü!? Bizce hiç de hayırlı görünmüyor!..

Eğer iktidar da bu olanlara sırf bir inat, bir Başkanlık rantı, bir oy artışı için katlanıyorsa; uzun vadede bu işten en zararlı çıkacak olan da kendileri olacaktır?

Can Dündar, gazeteden kovulması istenirken haklı olarak şöyle diyordu: “Herhalde Başbakan'ın istediği bir köşe yazarı olarak anılmak, normal bir gazetecinin isteyeceği bir şey değildir. Başbakan'a rağmen, ya da bazen patrona rağmen doğru bildiklerimi söyleyebilmek, her zaman prestijli bir şeydir. Ama Başbakan'ın istemediği bir gazeteci olmak bizim için bir iltifattır!..”

Peki, Can Dündar için hal böyleyse; sayın Başbakan'ın sevdiği, istediği, O'nun her yaptığını göklere çıkaran, yanlışlarına da her daim uygun kılıflar bulan gazetecilere ne diyeceğiz? Onlar da prestiji olmayan; iltifatı değil, hakareti hak eden gazeteciler mi olmuş oluyorlar?

1960 yılından beri nice iktidarlar gördük, neler yaşadık? En bariz gözlemlediğimiz şey de şu oldu: Eğer bir iktidar gazetecilerle uğraşmaya başlamışsa, işin sonuna gelmekte olduğuna şahit olduk… Bakalım bu sefer ne olacak? Bekleyip, hep beraber göreceğiz…  

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar