Birileri iktidarlarını sürdürecek, biri Cumhurbaşkanı olacak, birileri de fırsatını ilk bulduklarında ülkemi bölecekler diye, artık bu rezaletlere katlanmak zorunda mıyız!?
Ne o öyle; Güneydoğu’nun en büyük İlinin, günlerdir bazı komşu İllerle bağlantısı yok! Çünkü PKK teröristleri yolları tuttular, sanki devletin resmî görevlileriymiş gibi kimlik kontrolleri yapıyor, asker ve öğretmenleri kaçırıyor, yeni yapılan ‘Kalekollar’a çimento ve demir taşıyan kamyonları yakıyor, şoförlere darp ediyorlar… Eee, orada devlet nerede?
Daha birkaç gün önce ‘Sözcü Gazetesi’ manşetinde bir fotoğraf yayımlandı: PKK’lılar ile Mehmetçik arası sadece 100 metre, ama askerimiz bu hainlere müdahale edemiyor! Neden? Çünkü belli ki birileri “saldırmayın!” diye onlara emir vermiş olmalılar, yoksa bu kahramanlarımızı orada kim bir dakika tutabilirdi ki!? Devleti bu hale getirenler utansınlar!..
Takvimler 08 Haziran 2014’ü gösteriyordu… PKK artıkları, bölgenin en güçlü Hava Savunma Üssü’ne girdiler, “daha çocuk” dedikleri, ama aslında zıpır gibi olan biri bayrak direğine tırmanıyor; şanlı bayrağımızı, o Türk Milleti olarak varlığımızın, bağımsızlığımızın sembolü olan namusumuzu direkten koparıp, aşağı savuruyordu!..
Diyorlardı ki; “Bu kişi kim ise, kimliği tespit edilip yakalanacak, cezası neyse verilecek!” diyorlardı. Çünkü adamın yüzü maskeliydi! Madem kimliği belli değil idi, onun 15 yaşında bir çocuk olduğunu nereden bildiniz? Yaşının kaç olduğunu kirkokusundan mı anladınız?
Rüzgârda sanki bir şehit bedeni gibi, sanki birden gücünü yitirmiş gibi aşağı düşen o güzel bayrağımın, o halde-ameldeki görüntüsünü bu yaşıma kadar hiç görmemiştim! Keşke bu yaşta da göremeden öbür dünyaya gitmiş olaydım! Biz aşağıda, bu bayrağı ve vatanı bize emanet eden Atalarımızın yüzüne nasıl bakacağız, bunu hiç düşüneniniz var mı!?
Bugüne kadar köyleri basıp bebekleri vurdular; yolda giden, karakolda uyuyan asker ve polislerimizi kalleş pusularla şehit ettiler!.. Yollara mayın döşeyip, günahsız insanlarımızı katlettiler!.. Şehirleri basıp, devletin resmî tabelâlarını indirdiler, helikopter düşürdüler, resmî daireleri ve özellikle okulları yakıp-yıktılar, esnafa dünyayı dar ettiler, şimdi de gidip, birçok askerin gözü önünde Hava Üssü’ndeki bayrağımızı yere indirdiler!.. Söyler misiniz, sırada ne var, daha nelerimiziindirecekler de, siz ne zaman aslî görevinizi yapacaksınız bakayım!?
Bu devlet sizi ne diye okuttu, ne diye oralara gönderdi, bunca pahalı teçhizatı ve bunca silâhı size ne yapmanız için verdi, siz neyin karşılığında bu devletten maaşlarınızı alıyorsunuz!? TSK, TSK olalı böyle bir vurdumduymazlık görmedi!..
Haber programlarına ve yazılı basına konuşan birçok insan; bu olay karşısında derhal sayın Milli Savunma Bakanı ile sayın Genelkurmay Başkanı’nın istifa edeceğini düşünmüşler ve hâlâ da umutla bekliyorlar… Çok beklersiniz…
Ben size söyleyeyim; kendileri isteseler bile istifa edemezlermiş! Çünkü talimatla gelenler, bir yerlerden gelen talimatla giderler, kendi başlarına iş yapamazlar, bu işin fıtratında bu varmış!? Demek ki o talimat gelmemiş, yoksa bir dakika bile dururlar mıydı hiç (?)
Geçende bir arkadaşımdan duymuştum; talimatla gelenlerin koltuklarına öyle güçlü yapıştırıcılar sürerlermiş ki, kimse bu Japon yapıştırıcısından bin beter güçteki ‘yapıştırıcının’ türünü, formülünü, kurtuluş çaresini bir türlü bilemezmiş!?
Neyse, iktidara oy verenler şimdi ne düşünüyorlar bilemem, ama bunlar için bizler üzgünüz, “geçmiş ola” demekten başka elimizden bir şey de gelmiyor…
Sakin KOŞAR…






















