Ben bir ekonomist değilim, ama sizlere bugün birkaç canlı örnek vermek istiyorum:
Hani bizim 80 Bin açıkgöz insanımızı 511 Milyon TL dolandırıp da Paraguay’a kaçan “Tosuncuk” Mehmet Aydın vardı ya? İşte o Paraguay Devleti’nin dünyaya örnek bir Cumhurbaşkanı vardı, adı da “Jose Mujica” idi…
Bu mütevazı adam Birleşmiş Milletler (BM)’de şöyle bir konuşma yapmıştı: “Bu dünyada kalıcı olan en değerli şeyler aşk, dostluk, dayanışma, birbirimize güven ve ailedir!.. Belirleyici olan tek şey, sağlıklı bir yaşam olmalıdır, öyle aşırı tüketim ve başkalarına özenme olmamalıdır!.. Siyaset para biriktirmek için, zengin olmak için değil, halk olmak içindir!..” demiş, herkesin takdirini toplamış, süresi dolunca da, yine Paraguay’a Cumhurbaşkanı seçileyim diye hiç uğraşmadan, telkinlere aldırmadan emekli olmuştu…
Bu adam, kısa sürede ülkesini tarım ve hayvancılık alanında kalkındırdı, her türlü ürünlerini ihraç eder hale getirdi… Emekli olduğunda evi bile yoktu, eşinin köydeki evine yerleşti, topal köpeğiyle orada mütevazı bir yaşam sürdürdü…
Şimdi bir de bize bakalım: Daha düne kadar “Kendi kendine yeten 7 tarım ülkesinden biri” iken, bugün bu devlet, tam 136 ülkeden ithalât, yani dışarıdan satın alım yapıyor!.. Deri, dokuma, kimya, sigara, alkol, maden, şeker ve un olmak üzere, devletin elinde ne kadar fabrika varsa sattık, hâlâ da satmaya devam ediyoruz!..
Bugün birçok zengin AB ülkesi Bakanları, Başbakanları ve hatta Cumhurbaşkanları resmi işlerine kendi arabaları, bisiklet veya toplu taşıma araçlarıyla giderken, bırakın en yukarıdakileri de, bizim devletin en alt bölümlerinde görev yapan memurları bile devletin resmi arabalarıyla işe gelip gidiyorlar!.. Bu saltanat görülmüş şey değildir!.. Biz, ne petrolü kendimiz üreten, ne de otomobilleri kendi yapan bir ülkeyiz!.. Hepsi dışarıdan satın alınarak tüketilen saltanat masraflarıdır bunlar!..
Şimdilerde Dolar ve Euro’nun ateşi yükseldi, tavan yapmaya başladı… İnşallah kısa sürede düşer de kurtuluruz, ama bu gidişle Dolar 4 TL’yi, Euro da 5 TL’yi geçeceğe benziyor!? Üretim yapan dürüst iş adamlarımız zordalar!.. Böyle ani yükseliş, eski ABD Başkanı artist Donald Reagan zamanında olmuştu… Başta merhum Özal olmak üzere, o zamanın devlet görevlilerinin aldıkları tedbirlerle, Doların ateşi kısa sürede düşürülmüştü…
Bakınız, o yoksulluk yılları olan rahmetli Mustafa Kemal Atatürk zamanında, Türk Lirası çok değerliydi… Hatta, bizim sadece “Otuz Kuruşumuz” ile bir Dolar satın alınabiliyordu!.. Yani, bizim 1 Türk Liramız ile tam 3 Dolar satın alınabiliyordu!.. Neden? Çünkü o zamanlar biz bir “Tüketim Toplumu” değil, bir “Üretim Toplumu” idik!.. Sadece ilâç, makine ve petrolü dışarıdan satın alıyor, dışarıya da muazzam ölçüde pamuk, yün, iplik, tütün, fındık, şeker, narenciye, deri, hayvansal ürünler, şifalı bitkiler ve madenler satıyorduk!.. Bütün sigara markalarında harika Türk Tütünleri “olmazsa olmaz” hale gelmişti… İşte onun için bizim paramız kıymetliydi; o zamanlarda biz ‘tüketim toplumu’ değil, ‘üretim toplumu’ idik!.. Tarlalara, meralara beton evler ve AVM’ler dikerek; şimdilerde samanı, buğdayı ve hatta hayvanı bile ithal eder duruma geldik!.. E tabii, artık bu durumun tam tersi olmasının nedeni de; dış politikadaki bazı başarısızlıklarımızın yanında, bizim tam da bir “Tüketim Toplumu” haline getirilmemizdir!..
Bu Dolar ateşinin yükselmesinde, ekonomik sıkıntılarımızda ve işsizlik oranlarımızın tavan yapmasında hiç kimse başka sebepler aramasın!.. Üreten bir toplum olamadığımız ve bu kafa yapımız değişmediği sürece, biz ekonomik ve sosyal rahatlığı, huzur ve refahı sadece çalışan ve üreten toplumlara uzaktan eli koynunda bakarak, bir de bunlara başka sebepler arayarak dertlenir dururuz ancak!..





















