Ünlü halk ozanlarından Ruhsatî 19. Yüzyılda yaşamıştır… En önemli eserlerinden birinde şöyle diyordu:
“Bir vakte erdi ki bizim günümüz/ Yiğit belli değil, mert belli değil/ Herkes yarasına derman arıyor/ Dava belli değil, dert belli değil!../ Fark eyledik ahir vaktin yettiğin/ Merhamet çekilip, göğe gittiğin/ Gücü yeten, soyar gücü yettiğin/ Koyun belli değil, kurt belli değil!?”
Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak, 1984 yılından beri başımıza musallat olan bir PKK belâsıyla uğraşıyoruz!.. Bu terör örgütünün bir türlü finans kaynaklarını kurutamadık, yurt dışına kaçanları, güya dost (!) bildiğimiz ülkelerden geri alamadık!.. Ne gariptir ki, bu ülkelerle “NATO” kuruluşu içinde de beraberiz, güya bu kuruluşla dış mihraklardan ve saldırılardan birbirimizi koruyup-kollayacağız!..
Dost bildiğimiz Amerika’yı, defalarca bu teröristlere havadan ilâç ve mühhimmat yardımı yaparken suçüstü yakaladık!.. Defalarca bunların dağlara kazdıkları inlerine girdik, orada güya dostumuz Amerikan, Rus ve Alman silâh ve cephanelerine rastladık!.. Uluslararası platformlarda ve BM’de bu PKK terör örgütü kabul edildiği halde, bunların yurt dışı uzantılarına sürekli kol-kanat gerildiğine, dernekler kurup, oralardan hatırı sayılır yardımlar topladıklarına şahit olduk!.. Onlara sürekli oturma izinleri verdiler…
Bunlar bizim öyle müttefiklerimiz ve dostlarımız ki; yıllardır PKK’nın şehit ettiği binlerce asker, polis ve sivil devlet insanımızı görmezden gelirken, suç işlemiş kendi adamlarından birini tutukladığımız zaman ortalığı yıkıyorlar!.. Bunlar nasıl çağdaş, nasıl Batılı, eğitimli ve adaletli insanlar böyle!?
PKK yeterince başımıza belâ açmamış gibi, bir de Suriye’de bunların uzantıları olan PYD ve YPG örgütlerini türettiler!.. Neymiş efendim, onlar orada IŞİD ile mücadele ediyorlarmış da, ABD bunlara 5 Bin tır dolusu silâh göndermiş, bu yıl da bütçesinden 550 Milyon Dolar yardım ayırmış, iyi mi? Bu kıçı boklu terör örgütleri Mehmetçiğimizin karşısına adam gibi çıkamadıkları için, bu Amerikan yardımı füzeleri, akşam-sabah bizim sivil halkın üzerine gönderiyorlar!.. Bugüne kadar tam 94 füze bizim sivil insanlarımızın evleri üzerine düştü, görmüyor ve duymuyor mu acaba bu bizim dost ve müttefik kılıklı ortaklarımız, ha!?
Şubat ayı ortasında Dışişleri Bakanımız sayın Mevlüt Çavuşoğlu dedi ki; “Artık bizi oyalayıp durmalarından bıktık, ABD ile ya anlaşacağız, ya da ilişkilerimizi tamamen bitireceğiz!” dedi…
Bu olan bitenlerden sonra yapılacak tek iş var; hemen İncirlik ve Kürecik Üslerini kapatıp, Suriye yönetimi ile anlaşmak!.. Bize Okyanuslar ötesinden gelecek elin oğlu değil, öncelikle binlerce yıllık sınır komşularımızın dostlukları gereklidir!..
Uzayda bildiğimiz ve tek yaşanacak gezegen olan bu dünyamız, maceraperest liderlerden bir türlü kurtulamayacak mı? Hitler, Mussolini ve Stalin benzeri, eli kanlı liderlerden bir türlü yakamızı kurtaramayacak mıyız!? Şimdi de Donald Trump, Putin ve Kuzey Kore lideri Kim Yong-un gibi adamlarla “III. Dünya Savaşı” macerası mı yaşayacağız?
Ne diyordu halk ozanı Ruhsatî; “Bir vakte erdi ki bizim günümüz/ Yiğit belli değil, mert belli değil!..” Bugünlerde de öyle olaylar yaşıyoruz ki, dost belli değil, düşman belli değil!.. Dünyanın ve özellikle Ortadoğu’nun nereye gittiği ise hiç belli değil!.. Emperyalizm oyunları ve tuzaklarına aman dikkat!.. Durum, dokuz bilinmeyenli denklem gibi görünüyor, Tanrı sonumuzu hayır eyler inşallah!..





















