Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Sakin KOŞAR

Sakin KOŞAR

Mail: sakin@demecgazetesi,com

Eğitim, Teknoloji, Tarım ve Güç

 Bir ülkenin kendi kendine yetebilmesi, güçlü ve bağımsız olması, insanlarının huzur ve refah içinde yaşayabilmesi, yukarıda saydığımız 4 temel unsura bağlıdır…
Avrupalı efendiler bakir haldeki Afrika ülkelerine sömürü için ilk gittiklerinde, esas niyetlerini onlara anlatmadılar… Ellerine birer “İncil” vererek, onları dini hayallerle meşgul ederken, kendileri o bakir topraklardaki madenleri, toprak mahsullerini, ormanı, et ve kürk hayvanlarını toplayıp toplayıp, Avrupa’daki ülkelerine götürdüler…
Yıllar sonra bir Afrikalı uyandı ve aynen şöyle dedi: “Avrupalılar buraya geldiklerinde bizim elimizde topraklarımız, onların elinde ise sadece İncil vardı… Yıllar sonra baktık ki; bizim elimizde sadece İncil kalmış, bütün toprak zenginliklerimiz ise onların eline geçmişti…”
Keza 1492’de Amerika Kıtası’nın keşfi sonrasında, orada yaşayan Kızılderili yerliler birer birer yok edildiler, ovalardan sürülüp, dağlarda yaşamaya mahkûm oldular… Öyle bir açgözlülükle bakir topraklardaki madenler, kauçuk ormanları, toprak mahsulleri, balık ürünleri yağmalandı ve gemilerle Avrupa ülkelerine götürüldü ki, bir Kızılderili Reisi şöyle demek zorunda kaldı: “Son ağaç kesildiğinde, son balık tutulduğunda ve son geyik avlandığında, Beyaz Adamlar paranın yenmediğini ve karın doyurmadığını anlayacaklar” demişti…
Eğitim ve geliştirilen teknoloji sayesinde Avrupalılar oralara gittiklerinde, ellerinde ateşli silâhlar ve toplar vardı… Afrika ve Amerika yerlilerinin ellerinde ise mızrak, ok ve yaylar vardı… O teknik gücün önünde galip gelmeleri mümkün değildi… Topraklarını ve hükümranlıklarını da, işte hep bu yüzden kaybetmişlerdi…
Günümüze baktığımızda da, dünyanın efendileri olan ülkelerin hepsi teknolojilerini ilerletmiş, eğitime bütçeden en fazla payı ayıran, geliştirdikleri sanayi ve teknoloji ürünleri, atom-hidrojen-nötron bombalarıyla, herkesi önlerinde diz çöktürmeye devam ettiklerini görüyoruz… Dijital araçlardaki yeni buluşlarıyla, cep telefonu-bilgisayar-TV-tablet ve bunların programlarını hep onların sattıklarına şahit oluyoruz…
Baltacı Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu’nun Prut Bataklığı’nda kıstırdığı Rus Çarı I. Petro, 1711 yılında yapılan Prut Antlaşması ile ordusunu ve ülkesini kurtarmıştı… Ama ülkesine dönünce Rusya’daki hantal teknolojiyi geliştirmek, eğitimde yenilikler yapmak için gelişmiş Avrupa ülkelerine binlerce gencini gönderdi… Rusya’nın gelişmesi ve büyümesindeki en büyük atılım bu olmuştu… Bugün en gelişmiş silahlara sahipse, bu gelişmesini Çar Deli I. Petro’ya borçludur!.. Yani neymiş; teknik ve bilimsel eğitim şartmış!..
Büyük Atatürk döneminde açılan “Köy Enstitüleri” de bizim bilim, tarım, sağlık, eğitim ve teknolojik alanda gelişmemizi sağlayacak harika bir projeydi… Dış baskılara boyun eğen o günün yeteneksiz siyasetçileri, bu okulları 1953-54 yıllarında kapattılar…
Kırıkkale’de açtığımız uçak fabrikasını, Eskişehir’de açılan araba fabrikasını aynı zihniyettekiler kapattı, hâlâ bu ihtiyaçlarımızı eloğluna avuç açarak karşılar durumdayız!.. İleriyi göremedik, yeterli eğitimleri veremedik, tarımın önem ve değerini bilemedik; daha dün kendi kendine yeten 7 ülkeden biriyken, bugünlerde tam 136 ülkeden ithalat yaparak karnımızı doyurmaya çalışan bir ülke haline getirildik!.. Sarı samanı bile ithal eder olduk, samanı!..
Umarız, siyasetçilerimiz artık uyanırlar da, gereğini de hemen yaparlar…
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar