Yıllardır zevkle ve umutla dinlediğimiz, değerli sanatçımız Edip Akbayram’ın; “Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar” şarkısı vardır ya? Hani orada;
“Güzel günler göreceğiz çocuklar/
Motorları maviliklere süreceğiz…/
Çocuklar inanın, inanın çocuklar/
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler/
Motorları maviliklere süreceğiz/
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler/
Çocuklar inanın, inanın çocuklar/
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler…” diyordu ya?
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler/
Motorları maviliklere süreceğiz/
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler/
Çocuklar inanın, inanın çocuklar/
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler…” diyordu ya?
Bakınız, “İleri Demokrasi”nin mucidi (!) olan iktidarımız, şu günlerde yeni bir “Demokrasi Paketi” üzerinde çalışıyor. Bazı konularda yumuşama ve serbestlik getirirlerken, “Yasaklar” konusunda asla taviz vermiyorlar ve bu pakette de, o yasakları aynen devam ettiriyorlar…
Peki, nedir bu yasaklar? Bunu size uzun uzadıya yazmamın imkânı yok, zati bu dar ve fukara köşeme de sığmaz… Ama size şu kadarını söyleyeyim ki; hani geçen yıl Haziranındaki “Gezi Parkı ve Taksim Direnişi” zamanında uygulanan o sert yasaklar ve uygulamalar vardı ya, işte o yasaklar ve polis şiddeti aynen devam edecek!..
Yurt içi ve yurt dışından çok şiddetle eleştirilen, devletimize cezalar verilen bu sert uygulamalar, nedense sayın Başbakanımızı çok mesut ve bahtiyar etmiş olmalıydı ki; bu eylemlerde, ellerinde sadece çiçekler ve pet su şişeleri olan bu gençlerimizin başını yaran, gözlerini çıkaran, hatta kurşunlayan polislere; “Benim Kahramanlarım” demişti değil mi? Ne gariptir ki, şimdi de o kahramanları ve yolsuzluk operasyonu yapan polisleri (sayıları 6 bini geçmiş) kara kışın ortasında şehirden şehire tayin edip, zorunlu göçe tabi tutuyor, iyi mi?
Bir direniş sırasında tabancasını çekip, bir genci başından vurup da kaçan polisin, soluk soluğa arkadaşlarının yanına sığınınca; “Birini hakladım arkadaşlar!” diyen sevinç gösterisi, o davanın iddianamesine girmişti, hatırladınız mı? Kahramanlık böyle bir şey mi, ne?
Hatırlar mısınız; birkaç yıl önce bir “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” günü, kendi makam koltuğuna oturttuğu çocuğun; “Şimdi ben ne yapacağım?” sorusuna, sayın Başbakan hemen; “Yahu Başbakan artık sensin; ister asar, ister kesersin!” demişti…
Geçmişte bu yazdıklarımızı hayata geçiren ve bunlardan zerre kadar geri adım atmayan bir iktidarın; adam gibi, yeni ve çağdaş bir “Demokrasi Paketi” hazırlayabileceğini düşünebiliyor musunuz!? Bu mümkün mü? 12 senedir sabırla bekleyen insanların, artık bir dönem daha bunlara inanarak ‘bekleme sabrı, umudu’ kaldı mı acaba? Gelecek aylarda havalar yine ısınacak… Yeni “Haziran Direnişleri” ihtimali yüksek görünüyor? İşte sırf bu yüzden endişe içinde olan iktidar, demokrasi paketi içinde bile bu kabul edilemez ‘Yasakları’ aynen sürdürmek istiyor, hadisenin eni de, boyu da budur!..
Peki, bunca yasaklar ve şiddet tuttu mu? Bundan olumlu bir netice alabildiler mi? Tıpkı “Ukrayna Halkı Direnişi” başarısı gibi, bunlarınki de tutmayacak, sonunda bizim halkın dediği olacaktır!..
Bunlar; şarkı sözlerindeki gibi değil, yine size “Gününüzü Gösterecekler Çocuklar!..” O kafa hâlâ öyle düşünüyor baksanıza, ben ne yapayım ki!? Lakin doğru çözüm bu mu? Hayır!.. Çünkü aklın yolu birdir, doğru da bir tanedir!..






















