Biliyorsunuz ki, ülkemizde kurulan “Kadın Cinayetlerini Durdurma Platformu (KCDP)” diye bir kuruluş var... Bütün istatistikî veriler bu platformun dosyalarında mevcut, isteyen herkes bunları öğrenebilir... Geçtiğimiz dört yılda, yani ülkemiz bir imzayla şu meşhur “İstanbul Sözleşmesi” nden ayrıldığı 01 Temmuz 2021 tarihinden beri, bu ülkede tam “1310 Kadın” öldürüldü, “982 Kadın” da şüpheli şekilde hayatını kaybetti, failleri hâlâ meçhul !?
Yani, tam ‘1.275 günlük’ sürede, bu ülkenin erkekleri (Eş, Sevgili, Eski Koca, Nişanlı, Kardeş, Baba, Dayı, Amca ve Dede olarak) tam ‘2.292 Kadını’ bu dünyadan silmişler!.. Neredeyse ‘her gün ortalama 2 kadının ölümüne’ sebep olmuşlar!.. Üzerinde yaşadığımız dünyada, hangi ‘vahşi hayvan-börtü-böcek’ bile bu kadar gaddar olabilir ki !?
Ama iş lâfa, edebiyata, şarkıya, şiire ve kadınlardan umulan bir çıkara gelince, aynı erkek milletinin hemen kabuk değiştirerek; “Cennet, anaların ayakları altındadır!.. Kadın, erkeğin yarısıdır!.. Dünya insanlarının devamı ve geleceği kadınların elindedir!.. Kadın eli değen her şey güzel olur...” gibi methiyeler düzmeyi de çok iyi biliriz!.. Hele gönlünü kaptırdığı bir kız için, ona sahip oluncaya kadar yapmayacağı fedakârlık kalmaz, onu elde ettiği gün de, hayranı olduğu bu Tanrı yaratığı kadına, sanki kendisinin ‘esiriymiş gibi’ davranmaya başlar!..
Evet, bütün canlılarda olduğu gibi; biz insanların dişileri de ‘Yaratılıştan’ biraz küçük ve zayıftırlar!.. Bu onların kabahati, bizim üstünlüğümüz değil ki !.. Yaratan Yüce Tanrı böyle uygun görmüştür!.. Yine yaratılışımız nedeniyle, neslimizin devamı için kadın ve erkeğe ihtiyaç vardır, biri eksik olursa neslimiz tükenir!.. Yaşamın gerçekleri bunlarken, neden böylesi 2.000’li Milenyum Yıllarında bile hâlâ erkekler bu gerçeklere rağmen katliamlarına devam ederler, anlamak mümkün değil !?
Belki hatırladıklarınız vardır; Semanur Arslan, 43. Kattan düşüp öldü... Dilara Günana, kocası tarafından öldürüldü... Bilge Kaya, ayrıldığı eski eşi tarafından öldürüldü... Sevcan Sakman’ı, iki aylık kocası katletti... Sibel Aygün’ü, boşandığı eski eşi öldürdü... Semira Ateş, tartıştığı kocası ensesinden vurdu... Fatma Yılmaz, kavga ettiği kocası tarafından öldürüldü... Duygu Bölükbaş, kıskanç sevgilisi tarafından katledildi... Say say bitmiyor-tükenmiyor işte!.. Daha yeni, 01 Ocak 2025 ile 30 Haziran 2025 tarihlerinde, sadece altı aylık dönemde tam ’90 kadın’ öldürüldü, ‘110 kadın’ da şüpheli şekilde ölü bulundu!.. Bunlar durdukları yerde, kendi hallerinde ölmediler, ya da eli kanlı İsrail bombalayarak öldürmedi ya, bizim kendini beğenmiş erkeklerimiz öldürmüşlerdir tabii...
Son yıllarda özellikle bizim Muğla yöremizde, iktidarın önüne gelene “Maden Arama Ruhsatı” vermesi yüzünden, ne dağlarımızda orman, ne ovalarımızda zeytin bırakacaklar!.. Her yerde direnen halkımızın en önünde ‘Kadınlarımızın’ olması, bizleri ziyadesiyle gururlandırıyor!.. Neden önce onlar geliyor? Çünkü en iyi onlar biliyorlar ki; yarın bu zeytinler yok edildiğinde, elleriyle doğurdukları çocukları zeytinsiz-yağsız-aç kalacaklar, bu gerçeği ilk önce onlar seziyorlar da, bu yüzden direnişlerde hep en önde mücadele veriyorlar!..
Çoğu dünya ülkesi insanları biz ‘Türkleri’ pek sevmese de, her ağızları açıldığında; “Barbar Türkler, Kavgacı Türkler, Yağmacı ve Göçebe Türkler” diye aşağılamaya kalksalar da; Tarihte kurulan en eski uygarlıklara, onların bastırdıkları paralara bir bakınız, bunları iyice bir inceleyiniz!.. Hepsinde Kral, İmparator, Han, Padişah kim ise, bütün eski paralarda hep tek bir erkek yönetici resimleri vardır!.. Ama bizim eski Türk Devletleri paralarına baktığınız zaman, en yüce yönetici olan ‘Hakan’ ile eşinin, hem paralarda, hem bugünlere gelen resim ve heykellerinde, tahtta hep yan yana ve beraberce oturduklarını görürsünüz!..
Evet, şimdilerde 2025 yılına geldik, güya geliştik, güya daha eğitimliyiz, daha modern bir dünyada yaşıyor gibi görünüyoruz ama; şu baş tacı kadınlarımıza karşı saygıda, bir türlü binlerce yıl ötedeki Atalarımızın düzeyine gelemedik, yazık!..























Yorum Yazın