Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Sakin KOŞAR

Sakin KOŞAR

Mail: sakin@demecgazetesi,com

Kalburüstü Bir Aile İçinde Yaratılan ‘CANAVARLAR !?’

Öncelikle “Kalburüstü Aile” ne demektir, bu konuya bir açıklık getirelim: "Kalburüstü Aile toplum içerisinde seçkin, önde gelen, itibarlı, maddi veya manevi açıdan üstün durumda olan aileler” için kullanılan bir deyimdir... Bu ifadenin daha detaylı anlamı şöyledir: “Kalbur (elek) ile elenen malzemelerden, kalburun üstünde kalan en iri ve kaliteli tanelerden türetilmiştir. Mecazi olarak, bir topluluk içindeki en iyi, en başarılı veya en kaliteli insanları (veya aileleri) temsil eder...”

Genellikle yüksek sosyo-ekonomik düzeye sahip,nüfuzlu, yetkili, eğitimli veya toplumda tanınan aileler için kullanılır... Sadece zenginlik değil, aynı zamanda toplumda saygınlık, başarı ve seçkinlik unsurlarını da içinde barındırır...

Aileye bakıyoruz: Baba; I. Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi Emeklisi bir polis... Anne; Edebiyat Öğretmeni, bir Anadolu Lisesi’nde görevli, eğitimli bir anne... Daha 14 yaşında, 9 kişinin katili olmuş, 8. Sınıf öğrencisi, 1.79 cm boyunda, 80 kilo civarında, uzun ve çıtır saçları dağınık bir öğrenci... Rehberlik Öğretmeninin dediğine göre, çocuk üzerinde Babanın bir etkisi yok, ama Babasına her istediğini yaptıran bir çocuk!..

Ben de emekli bir Öğretmenim!.. Bizler de Psikoloji, Sosyoloji ve Pedagoji eğitimleri aldık!.. Bu çocuğun çeşit çeşit fotoğraflarına her baktığımda gördüğüm ve hissettiğim şeyler aynen şunlar oldu: Bebek yüzlü ve tombiş görünümünün altında, insana yandan, çok derin, nefret ve hışımla bakan iki gözü hemen fark ediyorsunuz!.. Bu görüntü aynen; çok sevimli ve tombul bir kedi yavrusunun, kısar süre sonra adeta bir ‘Canavara’ dönüşeceğinin sinyallerini veriyor gibiydi? Tabii ki bu benim şahsi görüşüm, merak edenler varsa, basındaki bu çocuğa ait tüm fotoğrafları tekrar inceleyebilirler?..

Basında çıkan haberlere göre, Babanın bu çocuk hakkında verdiği ilk ifadesinde, hiç de doğruları söylemediği ortaya çıktı: Hani bu silahlar sandıklarda kilitli, ulaşılamaz durumda idi?Hani şarjörleri ve mermileri ayrı yerdeydi? Hani daha önce çocuğun böyle bir silah hevesi yoktu? Araştırmalarda hep bu ifadelerin tersi çıktı, üstelik de, bu çocuğun okulunda yaptığı katliamdan sadece iki gün önce, aynı Baba bu çocuğunu alarak Polislere ait ‘Atış Poligonuna’ götürmüş, orada tabanca atışları yaptırmış ve görüntülerini de kendi elleriyle çekmiş olduğu belirlendi, Poligon görevlisi polis de açığa alındı...

Bir ailede hem anne ve hem de baba çalışıyorsa, çocukları da hep başkalarının eline kalırlar!.. Hele baba ‘Müfettiş’ ise, görevi gereği evine haftada-ayda bir uğrayabilir!.. Ünlü şairimiz ‘Can YÜCEL’ de, Müfettiş ve ‘Köy Enstitülerinin’ kurucularından biri olan babası ‘Hasan Âli Yücel’ için ne diyordu “Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim” şiirinde:

“Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk/ Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek/ Nasıl koşarsa ardından bir devin/ O çapkın babamı ben öyle sevdim!..// Bilmezdi ki oturduğumuz semti/ Geldi mi de gidici - hep, hep acele işi/ Çağın en güzel gözlü Maarif Müfettişi/ Atlastan bakardım nereye gitti/ Öyle öyle ezber ettim gurbeti...// Sevinçten uçardım hasta oldum mu/ Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a/ Bi helâlleşmek ister elbet, değil mi oğluyla?/ Tifoyken başardım bu aşk oyununu/ ‘Ohh’ dedim, göğsüne gömdüm burnumu...”

Evet, aynı durumda olan Can Yücel hiç kan dökmedi ama; herhalde şair ‘Neyzen Tevfik ve Şair Eşref’ten sonra en sinirli, en küfürbaz, en ağzı pis şairlerimizden biri oldu... Yani demek istiyorum ki; bu durumlar en çok çocuklarımızın ruh sağlıklarını etkiliyor; kimi küfürbaz oluyor, kimi intihar ediyor, kimi de başkalarını öldürebiliyor!.. Yine demek istiyorum ki; şu dünya güzeli çocuklarımıza birer anne-baba olarak, artık daha fazla zaman ayırınız, onları kucağınıza alıp seviniz, onlarla bolca oyunlar oynayınız...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar