İlk önce 1960 yılında ‘9 Kişilik Gurupla’ kurulan Muğla Devrim Gazetesi, daha sonra merhum Ünal TÜRKEŞ tarafından 1980’li yıllarda devralındı; 30 Eylül 2017’de Ünal Türkeş’in vefatı üzerine, o günden beri gazetemiz, bu ailenin bireyleri tarafından yönetilmektedir...
Evet, bugün tam ’65 Yaşında’ olan Muğla Devrim Gazetemiz; kurucuları, yazarları, şairleri ve çalışanlarıyla tam bir Muğla’nın canlı tarihi gibidir!.. Şimdi size, sadece ebediyyen kaybettiğimiz gazete sahiplerini, yazar ve şairlerini yazayım, umarım siz de aynı kanıya varacaksınız... Ben de ‘28 yıldır’ aralıksız köşe yazısı yazdığım Devrim Gazetemle hep gurur duydum, duymaya da devam edeceğim!.. Bakınız, bugüne kadar kimleri kaybetmişiz:
“Doç. Dr. Ali Abbas Çınar, Bahattin Uyar, Ekrem Orhan, Esat Ersöz, Fehmi Özsoy, Gazi Çakır, Halil Eğriboyun, İbrahim Ergin, Feyzullah Ertuğrul, Prof. Dr. Şadan Gökovalı, Tufan Doğu, Ünal Şöhret Dirlik, Ünal TÜRKEŞ, Yükselecek Demirel, Mustafa Kâhyaoğlu...”
Yatağan Gazetesi’nin devamı olup, 2003 yılında sayın Ferit TOPALOĞLU tarafından kurulan “Demeç Gazetemiz” de, 22 yıldır yayın hayatını kesintisiz sürdürüyor!.. İlk sayılarında gazeteci Hüseyin Kocabıyık, Diş Doktorları Gökhan ve Gürhan Gözel kardeşler köşe yazıları yazdılar, birkaç ay sonra da ben başladım ve hâlâ da bu işi sürdürüyorum... Daha sonra Prof. Dr. Kemal Kocabaş, Tarcan Oğuz ve Turgay Mutlu arkadaşlarımız ‘Araştırma ve Köşe Yazılarıyla’, zaman zaman da Dr. Şevket Yanar, Ali Akalp ve Neşet Karadağ katkı sağladılar, katkılarına da devam ediyorlar... Demeç Gazetemizde yazıp da vefat eden büyüklerimiz ise şunlardı:
“Prof. Dr. Ayhan Çıkın, Bahattin Uyar, Fehmi Özsoy, Feyzullah Ertuğrul, Mehmet Kara, Mustafa Öztürk, Nevzat Duruş...” Şu anda sağ olup isimlerini yazamadığım ve yaşayan tüm yazar-şairlerimize ‘Tanrı sağlıklı ve uzun ömürler versin’ derken; aramızdan ebediyyen ayrılanlara da; ‘Toprağınız bol, mekânınız Cennet olsun inşallah!’ diyoruz...
Bütün bu köşe yazıları, araştırmalar, haberler ve şiirler, belli emekler verilerek ortaya çıkıyor ve gazetelerimiz sayesinde sizlere ulaşıyor!.. İstedim ki; bu isimler kayda geçsin, unutulmasın, ara-sıra hatırlansın; ebediyete intikal edenlerin ruhları şâd olsun, yaşayanlar da kendilerine ahde-vefa gösterilmesinden bir miktar mutlu olsunlar!.. Çoğunuzun çoktan unutmuş olduğu bazı isimleri bu vesile ile hatırlatıp, anılarını gelecek nesillere anlatmanız için bunları yazıyorum... Görüyorsunuz işte, karşınızdaki ihtiyar dallama yazarınızın “Yaşı 70’i geçmiş ama, daha işi bitmemiş” yani...
‘Gazetecilik’ bir meslek midir, yoksa bir hastalık mıdır, bu konu yıllardır tartışılır durur ama; eğer bir meslekse bu, tam da ‘marazî bir meslek’ olup, tıpkı doktorluk ve öğretmenlik gibi, ‘emekliliği de olmayan’ bir meslek bence... Bir türlü bırakıp da yakanızı kurtaramıyorsunuz, bağınızı kopartamıyorsunuz!.. Bakınız, şu anda kaç meslektaşımız Silivri zindanlarında yatıyor, kaçı sorguda-mahkemede, kaçı takipte, sayısını bileniniz var mı? Peki siz, hiç bu sıkıntılar yüzünden ‘Gazeteciliği’ bırakıp da çekip gidenini hiç gördünüz mü !? Göremezsiniz!.. Çünkü bu marazî meslekte, bizim gözümüze görünmeyen, kopmaz-ayrılmaz bağlar bulunuyor!.. Hani, bir gençle kaçıp giden ‘Gelini’ düğün sonunda ağlarken görünce; “Sen kendi gönlünle bu işe sebep olmadın mı, şimdi niye ağlıyorsun ki?” diye sorunca; Gelin kız; “Siz bana bakmayın canım; ben hem ağlarım, hem de giderim!” demiş ya? Biz gazeteciler de böyleyizdir işte; çoğu insan bizi sevmez, bazıları yüzümüze karşı ‘Yalancı’ derler; ama biz doğru bildiklerimizi söyler-yazar, sonra da ‘Dokuz Köyden Kovuluruz’ ya !? Sırf bu yüzden merhum yazar Bekir Coşkun büyüğümüz, köşe başlığını “Onuncu Köy” diye koymuştur ya?
Neyse... Bugün çoktan unutmuş olduğunuz bazı değerli insanlarımızı yeniden hatırlatmış olmamdan, herhalde siz de memnunsunuzdur diye düşünüyorum...























Yorum Yazın