Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Sakin KOŞAR

Sakin KOŞAR

Mail: sakin@demecgazetesi,com

“Muhafazakârlıktan Gına Geldi !..”

 Yemin olsun başlıktaki sözü ben söylemedim!.. Bu sözü basında ilk dile getiren, yazar Nedim Gürsel’di… Hürriyet Gazetesi’nin 04 Ocak 2014 tarihli Cumartesi Eki’nde, özetle şöyle diyordu: “… Son 5 yılda yaratılan bu kapkara muhafazakârlık iklimi, ülkenin çağdaş insanlarını boğacak hale geldi!.. Bu muhafazakârlıktan, artık gına gelmeye başladı!..” diyordu…
Ertuğrul Özkök de, 07 Ocak 2014 tarihli Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde aynı konuyu işliyor ve yazar Nedim Gürsel’in yazdıklarına aynen katıldığını söylüyordu…
Arapça bir sözcük olan “Muhafaza” ne demektir; “Korumak, saklamak, kapatmak, saklanmak” demektir.
Muhafazakârlık: “Tutuculuk, her yeniliğe kapalı olmak” demektir. (TDK Sözlüğü: Sayfa 1414.)
Türkiye Cumhuriyeti Devleti; işgale uğramış Muhafazakâr ve Padişahlıkla yönetilen Osmanlı Devleti’ni, 09 Eylül 1922 yılında son bulan “Kurtuluş Savaşı” ile düşman işgalinden kurtaranların, 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet’i ilân ederek kurdukları 91 yıllık genç, çağdaş, laik ve yeni bir hukuk devletidir!..
Kurtarıcımız ve Kurucumuz büyük Atatürk; 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’i ilân ederek, 1924 yılında ilk çağdaş Anayasamızı TBMM’de kabul ettirerek, o günden sonra hızla “giyim-kuşam, dil, insan hakları, çağdaş hukuk, tarım, iktisat ve sanayi, şapka ve kadın hakları” konusundaki harika devrimlerini (yenilikleri) yaparak, kısa sürede ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, “Muasır Medeniyetler” içine sokmayı başarmıştı… Paramız öyle değerliydi ki; bizim “1 TL”miz,  tam “3,3 Amerikan Doları” değerindeydi… Daha sonraları, “Dünya’da 100 Yılın Lideri” seçilen merhum Mustafa Kemal Atatürk, işte bize 1938 yılında böyle bir devlet bırakarak gözlerini yummuş, Anıtkabir’deki ebedi istirahatgâhına çekilmişti…
Peki sonra ne oldu? Değişen dünya koşullarına tam ayak uyduramayan, kendisi kadar bu değişimlere akılcı çözümler bulamayan yöneticiler; örneğin “Tarım Reformu” gibi, ne onun vasiyetlerini yerine getirebildiler, ne O’nun kadar radikal kararlar alabilme becerisi gösterdiler, ne de çağdaş devrimlerle ülkeyi yönetebildiler…
Düşünüyorum da; Almanya’dan sonra, dünyanın da başına belâ olan Adolf Hitler’in sebep olduğu “II. Dünya Savaşı” sırasında, eğer başımızda Mustafa Kemal Atatürk olsa idi; sanırım, bugün bizler “Dünya Lideri Ülkelerden” biri olarak, bugün muhatap kaldığımız hiçbir zorlukları yaşamaz, ekonomimiz böyle olmaz, laik Cumhuriyet rejimimiz için hiçbir endişe de duymazdık!..
Yahu nedir bu halimiz böyle!? Sokaklarımız Suudi Arabiyya sokakları gibi tesettürlülerle doldu… Devlet kuruluşları levhalarından “T.C.”ler kaldırıldı… “Andımız” okullarda yasaklandı… İnsanlarımız “Türküm” demekten korkar oldu… Teröristbaşı “Sayın Adam” kabul edilirken, kahraman komutanlarımız “Terörist” damgasıyla hapislere atıldı!.. İç ve dış borç paçalarımızdan akıyor… İmam okullarından mezunlar ve “Allah” adını ağızlarından düşürmeyenler en önemli yöneticiler oldular; evlerindeki ayakkabı kutuları içinden milyon dolarlar saçılıyor, Bakan çocuklarının yatak odalarından yarım düzine para kasası ve bu paraları saymakta kullanılan ‘para sayma makineleri’ ele geçirilir oldu… İçki ve sigara içenler, oruç tutmayanlar, namaza gitmeyenler, örtünmeyen kadın ve kızlarımız, artık “İkinci Sınıf Vatandaş” gözüyle bakılır oldu…
Şimdi açık yüreklilikle söyleyiniz; yazarlar Nedim Gürsel ve Ertuğrul Özkök; “Muhafazakârlıktan gına geldi” demektehaksızlar mı?
08 Ocak 2014…
Sakin KOŞAR…

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar