Efendim; gün geçmiyor ki yıllardır biz öğretilen, doğru bildiğimiz, uyguladığımız, başkalarına da tavsiye ettiğimiz bazı bilgi ve alışkanlıklarımızın yanlış olduğunu öğreniyoruz… Bize kim söylüyor bunları, tabii ki o konuların uzmanları… İyi de biz artık kime inanacak, kime güveneceğiz dostlar???
İşte size, bazı doğru bildiğimiz yanlışlardan örnekler:
--Yalan, Çocuklara Faydalıymış: İngiltere’de yapılan bir araştırma, sık sık yalan söyleyen çocukların hafızasının daha güçlü olduğunu ortaya çıkardı… Aynı araştırmaya göre; sıkça yalan söyleyen çocukların kelime haznesinin de, diğer dürüst çocuklardan daha geniş oluyormuş, iyi mi!?
Çoğunuzun bana; “Hadi ordan emekli şemsiyesi kılıklı herif, öyle şey mi olurmuş!? Yalan, dünyanın en kötü ahlâksızlıklarından biridir!” dediğini duyar gibiyim… İyi de, bunları ben söylemiyorum ki; İngiliz eğitim uzmanları söylüyorlar, bana ne kızıyorsunuz ki!?
--Ispanakta ‘Demir’ Yokmuş: Yıllardır beslenme uzmanları ıspanağı göklere çıkarıp, özellikle çocuklarımızın daha güçlü ve dayanıklı olmaları için mutlaka yenmesi gereken bir ot olduğunu söylemediler mi? Biz de çocukları ıspanak yedirmek için bazen cambazlık yapıp, bazen şiddet kullanmadık mı? Ispanağı en çok yiyen “Temel Reis” çizgi filmleriyle onları aldatmadık mı? Ispanakta ‘demir’ elementi yokmuş işte, şimdi ne diyeceksiniz, ha!?
--Yumurta, Kırmızı Et, Tereyağı Zararlı mı: Prof. Dr. Canan Karatay ortaya çıkıncaya kadar öyleydi… Daha önceki uzmanlar; “Bunlar kolestrol yapar, damarları tıkar, kabızlık yapar, kalp krizine sebep olur, sakın yemeyin!” diyorlardı, biz de uzak duruyorduk. Zati işimize de geliyordu, çünkü bunları alıp da yiyecek paramız yoktu…
Ne zaman ki Prof. Dr. Canan Karatay TV’lere çıktı, özellikle yumurtayı her gün yememizi, ama ekmek-tuz ve şekerden uzak durmamız gerektiğini, hatta hiç tüketmememiz gerektiğini söyledi, ortalık yine karıştı… Ya patlıcanı öve öve bitiremeyenler, şimdilere “hiçbir faydası yok, yenmese de olur” demeye başladılar… Eee, patlıcan üzerine, Padişahların soytarıları da boşuna mı nefes tükettiler yani? Ya kırmızı et tüketmeyenlerin kafalarının çalıştığı nerede görülmüş bakayım?
--Meyve ve Tatlı Ne Zaman Yenmeli: Binlerce yıldır en müstesna Batı ve Doğu sofralarından, en fukaraların mutfaklarına kadar önce yemekler yenir, sonra da tatlı ve meyve tüketilirdi… Alın işte, kazın ayağı hiç de öyle değilmiş, yıllardır hata yapıyormuşuz… Şimdiki beslenme uzmanları; “Yemeğe önce yoğurt ve meyve yiyerek başlayın. Bu size hem tokluk hissi verir, hem kilo aldırmaz, hem de tatlı ve abur-cubur yeme iştahınızı frenler!.. Yemeğe yoğurt – meyve ile başlayanlar % 31 daha az yemek yer, daha sağlıklı olurlar” diyorlar… Allah’ın oburları, aldınız mı boyunuzun ölçüsünü gene!?
--Türkiye’de “Paketlenmiş İçeceklerin” tam % 37’sini “Gazlı İçecekler” oluşturuyormuş… Demek ki bizlerin beslenme alışkanlığı, içimizde “gaz birikmesine” sebep oluyor ve o gazları da normal yollardan dışarı çıkaramıyor, şimdilerde “gazlı içecekleri” yardıma çağırıyoruz!?
Ahhh ah!.. Nerede o eski insanlar!? Bizler çocukken, rahmetli dedelerimizi arkadaşlarıyla muhabbet ederken dinlerdik… Bir gün dedemin Yörük Ağası bir arkadaşı dedi ki; “Bak Gırobalı Mısdıva, ben evde yellendiğimde çanaklıktaki çanaklar tıngırdamazsa, Yatıgan’dan bağırdığımda, Çine’deki gardeşim koşup gelmezse, vallayi sağlığımdan şüpheye düşerim!” deyince, Zeybek dayı; “Ülen Yörük Ali, seni Ramazan’da köyde misafir edelim bari; iftar vaktinde Kırtaş mevkiinde top atma zahmetinden kurtulmuş oluruz yahu” deyip, oradaki bütün oruçluları güldürmüştü…
Bugünlük de bu kadar… Hiç ağız-burun kıvırmayınız; Hükümet kurulana kadar böylesi yazılar devam edecek, ben ne yapayım ki…
Sakin KOŞAR…
İşte size, bazı doğru bildiğimiz yanlışlardan örnekler:
--Yalan, Çocuklara Faydalıymış: İngiltere’de yapılan bir araştırma, sık sık yalan söyleyen çocukların hafızasının daha güçlü olduğunu ortaya çıkardı… Aynı araştırmaya göre; sıkça yalan söyleyen çocukların kelime haznesinin de, diğer dürüst çocuklardan daha geniş oluyormuş, iyi mi!?
Çoğunuzun bana; “Hadi ordan emekli şemsiyesi kılıklı herif, öyle şey mi olurmuş!? Yalan, dünyanın en kötü ahlâksızlıklarından biridir!” dediğini duyar gibiyim… İyi de, bunları ben söylemiyorum ki; İngiliz eğitim uzmanları söylüyorlar, bana ne kızıyorsunuz ki!?
--Ispanakta ‘Demir’ Yokmuş: Yıllardır beslenme uzmanları ıspanağı göklere çıkarıp, özellikle çocuklarımızın daha güçlü ve dayanıklı olmaları için mutlaka yenmesi gereken bir ot olduğunu söylemediler mi? Biz de çocukları ıspanak yedirmek için bazen cambazlık yapıp, bazen şiddet kullanmadık mı? Ispanağı en çok yiyen “Temel Reis” çizgi filmleriyle onları aldatmadık mı? Ispanakta ‘demir’ elementi yokmuş işte, şimdi ne diyeceksiniz, ha!?
--Yumurta, Kırmızı Et, Tereyağı Zararlı mı: Prof. Dr. Canan Karatay ortaya çıkıncaya kadar öyleydi… Daha önceki uzmanlar; “Bunlar kolestrol yapar, damarları tıkar, kabızlık yapar, kalp krizine sebep olur, sakın yemeyin!” diyorlardı, biz de uzak duruyorduk. Zati işimize de geliyordu, çünkü bunları alıp da yiyecek paramız yoktu…
Ne zaman ki Prof. Dr. Canan Karatay TV’lere çıktı, özellikle yumurtayı her gün yememizi, ama ekmek-tuz ve şekerden uzak durmamız gerektiğini, hatta hiç tüketmememiz gerektiğini söyledi, ortalık yine karıştı… Ya patlıcanı öve öve bitiremeyenler, şimdilere “hiçbir faydası yok, yenmese de olur” demeye başladılar… Eee, patlıcan üzerine, Padişahların soytarıları da boşuna mı nefes tükettiler yani? Ya kırmızı et tüketmeyenlerin kafalarının çalıştığı nerede görülmüş bakayım?
--Meyve ve Tatlı Ne Zaman Yenmeli: Binlerce yıldır en müstesna Batı ve Doğu sofralarından, en fukaraların mutfaklarına kadar önce yemekler yenir, sonra da tatlı ve meyve tüketilirdi… Alın işte, kazın ayağı hiç de öyle değilmiş, yıllardır hata yapıyormuşuz… Şimdiki beslenme uzmanları; “Yemeğe önce yoğurt ve meyve yiyerek başlayın. Bu size hem tokluk hissi verir, hem kilo aldırmaz, hem de tatlı ve abur-cubur yeme iştahınızı frenler!.. Yemeğe yoğurt – meyve ile başlayanlar % 31 daha az yemek yer, daha sağlıklı olurlar” diyorlar… Allah’ın oburları, aldınız mı boyunuzun ölçüsünü gene!?
--Türkiye’de “Paketlenmiş İçeceklerin” tam % 37’sini “Gazlı İçecekler” oluşturuyormuş… Demek ki bizlerin beslenme alışkanlığı, içimizde “gaz birikmesine” sebep oluyor ve o gazları da normal yollardan dışarı çıkaramıyor, şimdilerde “gazlı içecekleri” yardıma çağırıyoruz!?
Ahhh ah!.. Nerede o eski insanlar!? Bizler çocukken, rahmetli dedelerimizi arkadaşlarıyla muhabbet ederken dinlerdik… Bir gün dedemin Yörük Ağası bir arkadaşı dedi ki; “Bak Gırobalı Mısdıva, ben evde yellendiğimde çanaklıktaki çanaklar tıngırdamazsa, Yatıgan’dan bağırdığımda, Çine’deki gardeşim koşup gelmezse, vallayi sağlığımdan şüpheye düşerim!” deyince, Zeybek dayı; “Ülen Yörük Ali, seni Ramazan’da köyde misafir edelim bari; iftar vaktinde Kırtaş mevkiinde top atma zahmetinden kurtulmuş oluruz yahu” deyip, oradaki bütün oruçluları güldürmüştü…
Bugünlük de bu kadar… Hiç ağız-burun kıvırmayınız; Hükümet kurulana kadar böylesi yazılar devam edecek, ben ne yapayım ki…
Sakin KOŞAR…






















