IRAK-Musul Başkonsolosluğumuzda IŞİD eşkıyaları tarafından rehin alınıp, tam 101 gün sonra salıverilen üçü Iraklı, 49 rehine olayını zati hepiniz ezbere biliyorsunuz… Bunu tekerleyip durmanın bir anlamı yok…
Ancak, büyük bir şovla getirilip, yandaş medya mensupları tarafından göklere çıkarılan “Müthiş KURTARIŞ Hikâyesi” birçok aklı başında insan tarafından pek inandırıcı bulunmadı…
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Başarılı bir operasyonla rehine vatandaşlarımız kurtarıldı. Bu başarıda emeği geçen sayın Başbakan’ı, MİT’i ve Genelkurmay’ı yürekten tebrik ediyorum” dedi…
Sayın Başbakan Davutoğlu; “Aylar süren akılcı ve yapıcı çalışmalarımız nihayet meyvelerini verdi ve tereyağından kıl çeker gibi rehine vatandaşlarımız kurtarıldı. Başta MİT olmak üzere, emeği geçen herkesi kutluyorum” dedi…
İyi de kardeşim; 101 gün önce bu vatandaşlarımız Musul’da rehin alındığında sayın R.Tayyip Erdoğan Başbakan, sayın Ahmet Davutoğlu Dışişleri Bakanı, sayın Hakan Fidan da MİT Müsteşarı değiller miydi?
IŞİD eşkıyaları ortalığı yaka-yıka, önüne geleni kese-biçe ilerleyerek Musul’a yaklaştıklarında, tıpkı diğer şehirler gibi oranın da düşeceğini, IŞİD’in Musul’u da işgal edeceğini, orada bunlara “Dur!” diyecek bir gücün mevcut olmadığını bütün dünya-âlem biliyordu!.. Bu yüzden herkes, bütün ülkelerin görevlileri, hatta yerli halk, önceden pılısını-pırtısını toplayıp, Konsolosluklarını ve evlerini boşaltmışlardı…
Peki, bizim Başkonsolosluk niye o zaman boşaltılmadı!? IŞİD belâsının gelmekte olduğunu sadece bizimkiler mi duymamıştı? Bunları ciddiye almayarak, “Ya Allah Bismillâh, Allah-u Ekber!” diyerek, elleri tetikte mi beklemişlerdi? Konsolosluktaki 5-10 korumaya veya ilk günden elbiselerini çıkararak kaçan ödlek Irak Ordusu’na mı güvenmişlerdi? Bir türlü verilmeyen “Tahliye Emri”ni mi beklemişlerdi? MİT ve Dışişleri, bu istihbaratı önceden alma becerisini mi gösterememişlerdi? Yoksa; “IŞİD bize bir şey yapmaz, ne de olsa kendileri Müslüman kardeşlerimizdir, akıllı ve şefkatli teröristlerdir?” filân diye mi düşünmüşlerdi?
Dedik ya; o zaman bu yöneticilerimiz yine başımızda bulunuyorlardı. Bu bir hata idiyse, görev ihmali veya beceriksizlik ise, sorumlusu bunlardır!.. Şimdi de basın ordusunu önlerine katıp da; “Kurtardık” diye şov yapmanın bir anlamı var mıydı? Zati onların rehin olmalarının müsebbibi kendileri değil miydi? Yoksa 101 gün önce CHP veya MHP iktidardaydı da, hatayı onlar yaptılar da, bunu biz mi bilmiyorduk?
Sizleri bilemem, ama benim gazetecilik sezilerime göre; 19 Eylül 2014 tarihinde, bir mübarek Cuma günü ülkemize getirilen 46 rehine vatandaşımız, Şanlıurfa’da MİT binasında dinlendirildiler, sağlık kontrolleri yapıldı ve yeni giysilerle donatıldılar ya? Acaba orada neler oldu, hangi tembihlere tabi tutuldular? Konuşma yasağı filân konuldu mu?
Büyüklerimiz; “Başarılı bir operasyonla kurtardık” dediler ya? Fransızca bir sözcük olan ‘Operasyon’un anlamı; “Ameliyat “ demektir… Ameliyatta “yarma, kesme, dikme” işlemleri biraz da kanlı olur. E bu rehineler nasıl bir operasyonla, hangi ameliyat şekliyle eli kanlı IŞİD’in elinden alındılar, biri çıkıp da dürüstçe bize bir anlatsa diyorum… Sakin KOŞAR…






















