30 Mart 2013 Cumartesi günü, 28603 Sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan “6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu” iktidar tarafından yürürlüğe konuldu…
Kanunun Amacı şöyle: Madde 1 – (1) Elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, malî açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetiminin sağlanmasıdır…
Geçici Madde 8 – (1) EÜAŞ veya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleriyle varlıklarına ve 4046 Sayılı Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerine, bunların ÖZELLEŞTİRİLMELERİ halinde de geçerli olmak üzere; çevre mevzuatına uyumuna yönelik yatırımların gerçekleştirilmesi, çevre mevzuatı açısından gerekli izinlerin tamamlanması amacıyla “31. 12. 2018” tarihine kadar süre tanınır… Bu sürenin 3 yıla kadar uzatılmasına Bakanlar Kurulu yetkilidir…
Bu süre zarfında ve önceki dönemlere ilişkin olarak bu gerekçeyle, EÜAŞ veya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarında ve 4046 Sayılı Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerinde, bunların özelleştirilmeleri halinde de geçerli olmak üzere; elektrik üretim faaliyetleri durdurulamaz, idarî para cezası uygulanamaz…”
Başımızdaki iktidarın, geçen yılın Mart ayı sonunda çıkardığı şu kanunu gördünüz mü!? Burada resmen 31. Aralık. 2021 yılına kadar; “ne pahasına olursa olsun elektrik üretimi durdurulamaz, çevreye saygısız davrananlara, havayı kirletenlere idarî para cezaları verilemez” deniliyor… Yok yaa!? Anayasal sağlık haklarımız ne olacak peki!?
Halbuki Anayasamızın 56. Maddesi ne diyor: “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir!..” diyor, bunlara engel olma görevini de Devlete ve Vatandaşlara veriyor… Bu haklar, asla tüccar kafasıyla, ekonomik ve malî gerekçelerle vazgeçilecek haklar değildir!.. Çünkü burada, yasalar gereği insanların ve her türlü canlıların yaşama hakları en önceden verilmiştir, bunlara rağmen “Geçici Madde” filân çıkarılamaz, sağlıkları tehlikeye atılamaz!..
İşte bu sebeple Anamuhalefet Partisi CHP, geçici maddenin iptali için Mayıs-2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Kanun hakkındaki ilk görüşme 11.Haziran.2013 tarihinde yapıldı, üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, hâlâ beklenen karar verilemedi, olur mu?
Biliyorsunuz, zaten bu Termik Santraller devletin elindeyken bile biz Yatağanlıları tam 25 yıl zehirlediler!.. Ortalık kanserli insanımızdan geçilmiyor!.. Buraları özelleştirip de, bütün amaçları, ne pahasına olursa olsun “Kâr Etmek” olan özel şirketler, zaten arıtma tesislerini asla çalıştırmazlar!.. Bunu tahmin etmek için Kâhin olmaya ne gerek var!? Eğer yasal zorunlulukları olmazsa, ürettiği enerjinin % 10 kadarını bu filtrelere harcayacak enayileri dünya tarihi hiç yazmadı, bizimkiler mi bunu yapıp da tarihe geçecekler, çok beklersiniz!?
Peki çözüm ne!? Eğer önceki yıllarda bizler gibi, ileride çocuklarımızın da zehirlenmesini istemiyorsak eğer, tek çözüm; halk olarak son yıllarda biraz uzaktan izlediğimiz bu özelleştirme girişimlerine karşı duran emekçi kardeşlerimizin yanında olup, bu satışa Sendikalarımızla beraber, omuz omuza karşı çıkmaktır!.. Bu işin başka bir yolu yoktur! Yatağan’ın, Yatağanlılardan başka sahibi yoktur!.. Haklı ve yasal direnişlerde “Marka” olmuş Yatağan’a bu yakışır diye düşünüyor; şu “Uyan Borusu” kılıklı yazımı da onun için yazıyorum! Söyleyin, bize başka çare mi bıraktılar ki !?
Sakin KOŞAR…
Kanunun Amacı şöyle: Madde 1 – (1) Elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, malî açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetiminin sağlanmasıdır…
Geçici Madde 8 – (1) EÜAŞ veya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleriyle varlıklarına ve 4046 Sayılı Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerine, bunların ÖZELLEŞTİRİLMELERİ halinde de geçerli olmak üzere; çevre mevzuatına uyumuna yönelik yatırımların gerçekleştirilmesi, çevre mevzuatı açısından gerekli izinlerin tamamlanması amacıyla “31. 12. 2018” tarihine kadar süre tanınır… Bu sürenin 3 yıla kadar uzatılmasına Bakanlar Kurulu yetkilidir…
Bu süre zarfında ve önceki dönemlere ilişkin olarak bu gerekçeyle, EÜAŞ veya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarında ve 4046 Sayılı Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerinde, bunların özelleştirilmeleri halinde de geçerli olmak üzere; elektrik üretim faaliyetleri durdurulamaz, idarî para cezası uygulanamaz…”
Başımızdaki iktidarın, geçen yılın Mart ayı sonunda çıkardığı şu kanunu gördünüz mü!? Burada resmen 31. Aralık. 2021 yılına kadar; “ne pahasına olursa olsun elektrik üretimi durdurulamaz, çevreye saygısız davrananlara, havayı kirletenlere idarî para cezaları verilemez” deniliyor… Yok yaa!? Anayasal sağlık haklarımız ne olacak peki!?
Halbuki Anayasamızın 56. Maddesi ne diyor: “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir!..” diyor, bunlara engel olma görevini de Devlete ve Vatandaşlara veriyor… Bu haklar, asla tüccar kafasıyla, ekonomik ve malî gerekçelerle vazgeçilecek haklar değildir!.. Çünkü burada, yasalar gereği insanların ve her türlü canlıların yaşama hakları en önceden verilmiştir, bunlara rağmen “Geçici Madde” filân çıkarılamaz, sağlıkları tehlikeye atılamaz!..
İşte bu sebeple Anamuhalefet Partisi CHP, geçici maddenin iptali için Mayıs-2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Kanun hakkındaki ilk görüşme 11.Haziran.2013 tarihinde yapıldı, üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, hâlâ beklenen karar verilemedi, olur mu?
Biliyorsunuz, zaten bu Termik Santraller devletin elindeyken bile biz Yatağanlıları tam 25 yıl zehirlediler!.. Ortalık kanserli insanımızdan geçilmiyor!.. Buraları özelleştirip de, bütün amaçları, ne pahasına olursa olsun “Kâr Etmek” olan özel şirketler, zaten arıtma tesislerini asla çalıştırmazlar!.. Bunu tahmin etmek için Kâhin olmaya ne gerek var!? Eğer yasal zorunlulukları olmazsa, ürettiği enerjinin % 10 kadarını bu filtrelere harcayacak enayileri dünya tarihi hiç yazmadı, bizimkiler mi bunu yapıp da tarihe geçecekler, çok beklersiniz!?
Peki çözüm ne!? Eğer önceki yıllarda bizler gibi, ileride çocuklarımızın da zehirlenmesini istemiyorsak eğer, tek çözüm; halk olarak son yıllarda biraz uzaktan izlediğimiz bu özelleştirme girişimlerine karşı duran emekçi kardeşlerimizin yanında olup, bu satışa Sendikalarımızla beraber, omuz omuza karşı çıkmaktır!.. Bu işin başka bir yolu yoktur! Yatağan’ın, Yatağanlılardan başka sahibi yoktur!.. Haklı ve yasal direnişlerde “Marka” olmuş Yatağan’a bu yakışır diye düşünüyor; şu “Uyan Borusu” kılıklı yazımı da onun için yazıyorum! Söyleyin, bize başka çare mi bıraktılar ki !?
Sakin KOŞAR…






















